GELİBOLU’YU ANLAMAK

Genel Güncel

18 Mart Zaferi ve Kahramanları Sergisi

Basın İlan Kurumu Çanakkale Şube Müdürlüğü tarafından, Türk tarihinin şanlı sayfalarından birini oluşturan Çanakkale Zaferi’nin 102. yılında, Cumhuriyet’in önsözünün yazıldığı topraklarda “18 Mart Zaferi ve Kahramanları” adıyla sergi düzenlenmektedir. Sergi 16 Mart 2017 Perşembe günü saat 18.00’da ÇTSO Çanakkale Evi’nde yapılacaktır.   Sergi 16-24 Mart 2017 tarihleri arasında gezilebilecektir. “18 Mart Zaferi ve Kahramanları” isimli sergiyi araştırmacılar; Muzaffer Albayrak, Ahmet Yurttakal ve Mustafa Onur Yurdal tarafından hazırlanmıştır. Tüm halkımız davetlidir.

Çanakkale Gazisi Bigalı Mehmet Çavuş Anma Programı – 4 Mart 2017 Bahçeli Köyü/Biga

4 Mart 1915 tarihinde Seddülbahir’e çıkan düşmanın geri püskürtülmesinde büyük rol oynayan , Mustafa Kemal Atatürk’ün Arıburnu Muharebeleri raporunda övgüyle bahsettiği Çanakkale Savaşı gazisi Bigalı Mehmet Çavuş için anma programı düzenleniyor. 4 Mart 2017 Cumartesi – Bahçeli Köyü /Biga  

Atlas Tarih Dergisi Şubat Sayısında 1. ve 2. Gazze Muharebesi Dosyası (Tuncay Yılmazer)

Gazze adı hep savaşla ve abluka ile anılan Filistinlilerin İsrail’e karşı direnişlerinin sembol şehri. 100 yıl önce 1.Dünya Savaşı’nın Ortadoğu’nun kaderini belirleyen muharebeler yaşanmıştı. Atlas Tarih Dergisi Şubat Sayısında Gazze Muharebelerinin 100 yılı nedeniyle hazırladığım yazı Sina-Filistin cephesinde 1916 yılında yaşananları özetlediğim bir önceki sayıdaki dosyanın devamı aslında. Bu yazıda İngilizlerin neden Filistin harekatı’nı başlattıklarını, daha önce pek gündeme gelmeyen , Ortadoğu’da İngiliz hükümetinin savaş hedeflerini belirleyen Halep Raporu’nu gündeme getirdim. Ayrıca Gazze muharebelerine odaklandım. 26-27 Mart 1917’deki Birinci Gazze Muharebesi’nde şehir düşmek üzereyken son anda nasıl kurtulduğunun, 2.Gazze Muharebesinin de en önemli özellliğinin de tanklarla saldırılması olduğunun altını çizmek gerekli. Batılı kaynaklarda pek yeralmayan Cemal Paşa- Von Kress arasındaki muharebe öncesi tartışmaları da anlattım. Gazze Muharebelerinin Çanakkale’de yaşanan Kara muharebeleri ile bazı benzerlikleri de gündeme getirmek istedim. Son olarak Gazze muharebelerinde şehit olan askerlerimizin henüz bir anıt ya da mezarlıkları olmadığını, bir kısmının İngiliz mezarlığı içerisinde yattıklarını da bilelim. Umarım bu konuda adım atılır. İyi okumalar. (T.Y)

Duyuru: Tarihin Akışını Değiştiren Savaş Çanakkale – 17 Ocak 2017 Muzaffer Albayrak Söyleşisi

Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihî Alan Başkanlığı, 9 Ocak 1915’da İtilaf Devletlerinin Gelibolu Yarımadasını Tahliyesinin  yıldönümünde söyleşi ve imza günü düzenleniyor. Etkinliğin konuğu sitemizdeki yazılarından da tanıdığınız , Tarihin Akışını Değiştiren Çanakkale 1915 adlı çalışmanın da sahibi Tarihçi Muzaffer Albayrak. Program, hava muhalefeti nedeniyle ertelenerek 17 Ocak 2017 Salı günü 19.00’da ÇOMÜ Troya Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Kaçırılmayacak bir etkinlik. Bilginize.
 

15 Temmuz Darbesinin Gölgesinde Bir Yıl: Çanakkale, KutülAmare, Somme dan Halil İnalcık Hocaya… 10 Yaşına Giren GeliboluyuAnlamak ta 2016 böyle geçti (Tuncay Yılmazer)

Dile kolay tam 10 yıl olmuş, GeliboluyuAnlamak sitesi düzenli makale yayınlamaya başlayalı. Bu mütevazı siteye katkıda bulunan, yorum yazan, yapıcı eleştirilerini ileten herkese çok teşekkür ediyorum. Çanakkale Savaşı başta olmak üzere Birinci Dünya Savaşı’nı tüm yönleriyle incelemeye çalışıyor, özgün makale ile birlikte daha önce bir yerde yayınlanmış, ancak önemli kıyıda köşede kalmış çalışmaları da okuyucuya ulaştırıyoruz. Gözümüz gibi korumamız gereken özellikle Çanakkale muharebe alanlarındaki gelişmeleri de , olumsuzlukları da paylaşıyoruz.Oraya gereksiz bir çivi çakılması bile yüreğimizi acıtıyor. GeliboluyuAnlamak sitesinin polemiğe girmek, yıkıcı eleştiri yapmak gibi bir niyeti yok. Birinci Dünya Savaşı’nın faturası milletimiz için ağır oldu. Ne kadar iyi yorumlanırsa tarih bilincimizin o kadar sağlıklı gelişeceğine inanıyorum. Daha yazacak, yayınlanacak çok çalışma var. Bu siteye bakarak bir kitap aldırabildiysek , makalelerle, söyleşilerimizle bir fikir, nitelikli bir tartışma zemini  oluşturabildiysek ne mutlu bize! Siz okuyucularımızn yorumları, görüş ve eleştirileri bizler için önemli. Her zaman katkılarınızı bekliyor, yolumuza da devam ediyoruz. Allah bize daha nice 10 yıllar göstersin! (T.Y)

Kronik Kitap Dört Yeni Eserle Yayın Hayatına Başladı

2016 sonbaharında yayın hayatına başlayan Kronik Kitap, tarih alanında dört önemli eserle okuruna ‘Merhaba’ diyor.
Yayıncılık dünyasına yeni bir soluk getirecek olan Kronik Kitap, içerik, tasarım, baskı ve iletişimde en yüksek standartları benimseyerek, Türkiye’de yayıncılığın çıtasını yükseltmek üzere yola çıktı.
Türkiye’de tarihi geniş kitlelere sevdiren İlber Ortaylı ve dünyanın en önemli tarihçilerinden Halil İnalcık’ın eserleriyle güçlü ve yetkin bir tarih kitaplığı oluşturmaya başlayan Kronik Kitap, sosyal bilimlerden edebiyata, iş kitaplığından popüler bilime okurun ilgi ve merak gösterdiği pek çok alanda kitapseverlere bilginin kapılarını aralayacak.

Tarih Bir Din Değil İlim Sahasıdır (Seyit Ahmet Sılay)

Müzedeki mankenlerin üzerinde bulunan “ Alman Haç Madalyası” tarihî bir olgudur ve Birinci Dünya Savaşı’na katılmış birçok subayımız da bu madalyaları taşımıştır. Ne Alman ne de Türk genelkurmayının aklından herhâlde bu madalyaların Türk subaylarını Hristiyanlaştırmak maksadıyla verilmesi ya da taşınması geçmemiştir. Almanların neredeyse tamamının Hristiyan olması neticesinde, askerlerine savaşlarda gösterdikleri yararlılık sebebiyle askeriyedeki ananevi bir ödüllendirme biçimi olarak “Haç Nişanı” veriliyordu. Aynısı biz de yapıyorduk. Hilâl ve yıldız şeklinde tasarladığımız madalyalarımız birçok Alman subayının göğsünde taşınmıştı. Bunu o döneme ait fotoğraflara göz atan herkes çok iyi bilir.  Tarihî hakikat böyleyken, müzede sergilenen Atatürk ve Enver Paşa’yı temsil eden mankenlerin üzerindeki bu madalyaların sökülüp başka yerde sergilenmesi gerçekten hayret edilecek bir tasarruftur. (S.A.S.)

Dr. Kilisli Rıfat ın İzinde Osmanlı dan Türk e ve Ötesi (Nükhet Kardam)

Büyükbabam Dr. Kilisli Rıfat’ın hayatını araştırmak üzere gizemli bir yolculuğa çıktım. Bu yolculuk zaman içinde tahminimden çok farklı sonuçlara ulaştı. Bir açıdan bu öykü Osmanlı Devleti çöküp yerini Türkiye Cumhuriyeti’ne bıraktığında yaşanan büyük değişiklere tanık olan Rıfat ve ailesinin öyküsüdür. Aynı zamanda değişen veya değiştirilen kimliklerin öyküsü. Bir başka açıdan ise bu hikâye benim kendi içsel yolculuğum. Büyükbabamın hayatını araştırırken kendi kimliğim üzerinde düşünmek elzem oldu ve ister istemez temelde büyük değişimler yaşadım.
Büyükbabam kendi döneminde çok tanınmış bir şahsiyet idi. İstanbul’daki ünlü Askerî Tıp Akademisi’ni (Mekteb-i Tıbbiye-i Şâhâne) birincilikle bitirmiş bir doktor ve kamu sağlığı profesörü olmanın yanı sıra çeşitli dergilerde köşe yazarlığı yapmış, Uluslararası Karantina Hizmetleri müdürü olarak çalışmış, Kızılay ya da Hilâl-i Ahmer’in kurucuları arasında yer almış ve Yargıtay üyeliğinde bulunmuştu. Dr. Kilisli Rıfat aynı zamanda Türkiye’nin sağlık ve nüfus planlaması politikalarını şekillendiren seçkinler arasında bulunuyor ve adı 1930’ların Türkiye’sinde önde gelen sekiz doktor arasında yer alıyordu. (N.K.)

Aşk Cephesi – Bahadır Yenişehirlioğlu ( Sinem Şahin )

Bahadır Yenişehirlioğlu’ nun 2014 yılında yayınladığı  romanı Aşk Cephesi okuyucularını Çanakkale Cephesine götürüyor. Roman Rodos’ da bir otelde çalışan Angela’ nın kendisine emanet olarak gördüğü, büyükannesi Adara’ nın sevipte kavuşamadığı Kerim Beye gönderdiği aşk mektuplarını,sahibine ulaştırmak amacıyla yazdığı bir mektupla başlıyor.  Mektubun sahibi Selim yalnız, günümüz dünyasında yaşama nedenini bulamayan kafası karışık bir karakter. Aldığı bu mektupla sanki yıllardır beklediği işareti almış gibi heyecanla yola koyuluyor. Yanında bir kitapla. Selim’ in yanına aldığı bu kitap yol boyunca ona hem arkadaşlık hem de bir nevi kılavuzluk yapıyor. Kitaptaki karakterler Ali ve Joe ile kendimizi Çanakkale Cephesinin içinde savaşın, acının, yokluğun ve bunlara rağmen hiç bitmeyen Allah, vatan ve millet aşkının ortasında buluyoruz. (S.Ş.)