Yücel Yanıkdağ’ın “Millete Deva Olmak , Osmanlı Savaş Esirleri, TIP ve Milliyetçilik ( 1914-1939 )” adlı çalışması; 1. Dünya Savaşı ve sonrasında Osmanlı esirlerinin günlük yaşamlarını inceliyor, anılarından ve kamplarda çıkardıkları gazetelerden ülkelerinin geleceğine yönelik düşüncelerinin izini sürüyor. Ülkenin meşhur Nöropsikyatristlerince dönemin tıbbına uygun olarak askerleri, esirleri ve sağlıklı bir nasıl değerlendirildiklerini, savaş sonrası ülkenin geleceğine yönelik (yazarın deyişiyle) biyo-politika belirlenmesi için çabalarını inceliyor. Bu haliyle ilk bakışta birbirinden farklı görünen konuları etkileyici bir şekilde harmanlayarak okuyucuya sunan “Millet’e Deva Olmak” Birinci Dünya Savaşı ve sonrasında esirler ve nöropsikyatri doktorları üzerinden TIP ve Milliyetçilik ilişkisini sorgulayan, “Suyu Arayan Adamları” merkeze alarak Cihan Harbi’nde Osmanlı İmparatorluğu’nu ve sonrasında Türkiye Cumhuriyeti’ni etkilemiş bugüne kadar çok dile getirilmemiş sorunları çok çarpıcı örneklerle sunan orijinal bir eser.
Bu Yazı Hashtag Tarih Dergisi Şubat 2015 sayısında yayınlanmış olup editörün izni ile sitemize konulmuştur. (T.Y.)
Tarih, Otobiyografi ve Hakikat Yüzbaşı Torosyan Tartışması ve Türkiye’de Tarih Yazımı (Derleyen: Bülent Somay)
Bir anı kitabının nasıl okunması gerektiği, arşiv belgelerinin niteliği ve tarihçinin misyonu üzerine önemli sonuçların ortaya çıktığı tartışmalardan sonra Bülent Somay’ın derlediği bu kitap, Torosyan tartışmasını akademik düzleme taşıma amacını güdüyor. Kitap, savaş, tehcir ve katliamlar sırasında her şeyini kaybederek, ülkesini terk etmek zorunda kalan Osmanlı Ermenisi bir subayın hüzün dolu öyküsünü tarih ve hakikat sarkacında değerlendirirken, “tarihsel olgu”nun nasıl biçimlendiğini de gözler önüne seriyor. (Tanıtım Yazısından)
Türklere Esir Olmak (Doğan Şahin)
Dünya Savaşı sırasında yaklaşık 8 milyon asker karşı tarafa teslim olmuştur. Türklerin aldığı esir sayısı ise 23 bin civarındadır. Bunların büyük çoğunluğu 1916 yılında Kut El Amara kuşatmasında teslim olan Hint Askerleridir. Çanakkale, Sina ve Filistin savaşlarında 400’ün üzerinde Avustralyalı ve 25 Yeni Zelandalı esir alınmıştır.Bu kitap; düşman tarafların nesillerinin yüz yıl önce yaşananları “anabilmesi”ni ve toplumsal hafızada Savaş Esiri olgusunun yer bulmasını sağlamaya yönelik hazırlandı. Olaylara, mekânlara ve günün şartlarına örneklemeler yaparak, esirlerin ruh halleri üzerine düşünüldü, araştırıldı, kaynaklar tarandı ve gerçekte esirlerle esir alanların ortak bir geçmişi olduğu anlatılmaya çalışıldı. Konusu ve kapsamı itibariyle Türkiye’de yazılmış ilk kitaptır. (Tanıtım Yazısından)
Tremors of WWI still felt in Middle East today, Interview with Author of The Fall of the Ottomans, Prof. Eugene Rogan (William Armstrong)
Professor Eugene Rogan’s blockbuster new book on the First World War in the Middle East and the collapse of the Ottoman dynasty is the first major title in the West to foreground the experiences of Turkish and Arab soldiers. Over 400 pages, the narrative sweeps through various campaigns, the wartime diplomacy of jostling Allies voraciously encircling the crumbling Ottoman Empire, and the post-war order that emerged across the region. Rogan also deals head on with the fate of the Ottoman Armenians – one example of an issue from the conflict that continues to simmer a century later.
This interview published on 21 March 2015 issue Hurriyet Daily News , was put this site by the courtesy with William Armstrong.
Benim Çanakkale kahramanım Mahmut Sabri Bey’dir- Atlas Tarih Çanakkale Özel Sayısında Tuncay Yılmazer Röportajı
Bu röportaj, Çanakkale Savaşı’nın 100. Yılı nedeniyle hazırlanan “Atlas Tarih Dergisi Çanakkale Savaşı Özel Sayısı’nda yayınlanmış, dergi editörünün iziniyle sitemize konulmuştur. Atlas Tarih Dergisi’nin bu sayısı, gerek içerdiği konular gerek görselliğiyle konuyla ilgilenenlerin mutlaka kütüphanelerinde olması gereken son derece özenli bir çalışma. Dergi yönetimine sitemizde yayınlanmasına izin verdikleri için çok teşekkür ederim. ( T.Y)

Çanakkale Savaşlarında Hastaneler De Bombalandı (Mustafa Onur Yurdal)
Çanakkale savaşlarında Türk hastanelerinin 1864 Cenevre Sözleşmesine daha sonra yenilenen 1906 Cenevre Sözleşmesi’nin insani prensiplerle ilgili bölümlerinde belirtilen, Kızılhaç ve Kızılay Bayraklarının çekilmesiyle ilgili bölümlerinde belirtilen hükümlerine beyaz zemin üzerine kırmızı hilalden oluşan bayrak çekildi. Bu anlaşmalara göre bu tür sağlık kuruluşlara asla saldırı olmayacak personel ve araçları alıkoymayacaktı.Fakat savaş içinde müttefiklerin bu kurallara uyulmadığı görülmüştür. Savaş sonuna kadar çeşitli hastaneler sargı mahalleri sahra hastaneleri hastane gemileri bombalandığı sıkça rastlanmaktadır. Muharebe gemileri, hastaneleri veya yaralıları taşıyan askerlerle araçları bombalamakta tereddüt etmiyorlardı. Nitekim bu gemiler, 1 Mayıs 1915’te Eceabat’ta 2.500 yaralıyı barındırmakta olan hastaneyi topa tutarak yıkmış ve içlerindeki 2 İngiliz tutsak ağır yaralı er de, dâhil olmak üzere, pek çoğunun ölümüne neden olmuşlardı. (M.O.Y.)
Major Halis Ataksor, A Turkish Officer on Arıburnu Front -Gallipoli (S.Serdar Halis Ataksor)
We present Major Halis’ military life , A Turkish Officer who played an important role to defend Ariburnu area against Anzacs on 25 April 1915.
Located in Maydos-Zeytinlik, Halis Bey arrived at the 27th Regiment Headquarters at approximately 02:00 on the morning of April 25th. Upon receiving reports of 04:30 landings in Anzac Cove, Halis Bey through Sefik Bey, is ordered at 05:55 to make headway towards the enemy on an intercept course. With his 3rd Battalion, Halis Bey maneuvers to Gabatepe at about 06:00. Initially passing through the hills of Kakma Dag, he arrives in the plains of Ece Ovasi. Halis Bey’s soldiers were under surveillance through enemy air-reconnaissance, but were well-protected. The 3rd Battalion eventually reached Kavak Dere where they assembled with Captain Ibrahim’s 1st Battallion, who arrived at such coordinate from an alternative path. Both Battalions then proceed onward and arrive in Kemalyeri at approximately 07:40, specifically, at topographic altitude of 165 meters. Halis Bey briefly addressed his soldiers here and encouraged them and provided much needed moral. ( S.H.A )
Serdar Halis Ataksor is the grandson to Halis Ataksor. He lives in İstanbul. Recently, A documentary mentioned on his grandfather and Captain Leer, an Anzac officer who confronted Major Halis on Mortar ridge on 25 April 1915, was aired on Australia SBS Radio.
İtilaf Devletleri Askerlerinin Gözüyle Çanakkale
Çanakkale Savaşları öncesi Türklere karşı olumsuz propaganda yapılıyordu. Avustralya, Yeni Zelanda ve Batı gazetelerinde propaganda işleniyor; “Türkler Hıristiyanları toptan öldürüyor, Kadınlara tecavüz ediliyor, Türk askerleri savaş esirlerine çok kötü işkenceler uyguluyor” şeklinde haberlere yaparak dünya kamuoyunu yanıltıyordu. Müslüman Türk askerlerini “Abdul” olarak anıyorlardı. Bu lakapla Türk askerinin “acımasız, vahşi, zavallı, barbar Türk” olarak tanımlıyorlardı.Günler süren muharebelerde Türk askerleri sayıca ve cephane mühimmat eksikliğine rağmen iyi direniş gösteriyordu. Düşman askerleri olan gücüyle saldırıyordu. Savaş gücü dengesi düşman askerlerin lehine idi. Düşman askerlerine nefret tohumları aşılanıyor;“Sakın teslim olmayın, esirleri Türk askerleri yakıyor” diye kışkırtarak mücadele ettiriyorlardı. Hatta yaralandıkları bilinen erlerin sonradan, kendi süngüleri kendilerine saplanmış olarak bulundukları hikâyesi ağızdan ağıza dolaşıyordu. Düşmanın elinde düşmektense intiharı seçmeleri konusunda askerlere telkinler veriliyordu. Bir süre sonra, Anzaklar başta olmak üzere Çanakkale’de Mehmetçik ile çarpışıp, onu doğrudan tanıma fırsatı bulan tüm düşman askerleri, gerçeklerin tamamen farklı olduğunu anladılar.(A.Y.)
İBB Konferans – Cepheden Mektuplar (Doç.Dr.Ömer Çakır)
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı Kütüphane ve Müzeler Müdürlüğü, Birinci Dünya Savaşı’nın 100. yılına özel olarak konferansları kapsamında düzenlediği mayıs ayındaki konferans “Cepheden Mektuplar” konuludur. Konuşmacı Doç. Dr. Ömer Çakır. Konferans, 21 Mayıs Perşembe günü 18.00’de Atatürk Kitaplığı’nda gerçekleştirilecektir.
Muaveneti Milliye Muhribi Torpito Zabiti Ali Haydar Öztalay (Çimen Yüksel)
İngiliz ve Fransızlar’a ait düşman donanması Türk siperlerine bombalar yağdırmakta, özellikle Morto Koyu’ndaki iki İngiliz savaş gemisi Goliath ve Cornwallis taarruza kalkan Türk birliklerini top ateşine tutarak bölgeyi cehenneme çevirmekteydi. Muavenet-i Milliye torpidobotu aldığı gizli emir ile 12-13 Mayıs gecesi Eskihisarlık Burnu’na demirleyen İngiliz Goliath zırhlısına üç torpido attı. Atılan torpidolar hedefini bulmuş büyük bir infilak sonrasında 13.160 ton ağırlığında, 120 metre uzunluğundaki Goliath, 570 denizci ile Morto Koyu’nda 70 metre derinliğe gömülmüştü. O gece kutlu görevi ifa eden kahramanlarımızdan biri Muavenet-i Milliye torpidobotu, torpito zabiti Ali Haydar Öztalay’dır. Kahramanımızın hayatını ve hatıralarını torunu Çimen Yüksel bizlerle buluşturdu. Kendisine teşekkür ediyor, kahramanlarımızı rahmetle anıyoruz.