Gelibolu’yu Anlamak ölümünün 50. yıldönümünde, geçtiğimiz yüzyıla damga vuran en ünlü şahsiyetlerden biri olan İngiliz devlet adamı Winston Churchill’in İslam Dünyası, Ortadoğu, Çanakkale Savaşı , Mustafa Kemal Atatürk ile ilgili görüşlerini masaya yatırıyor, Cambridge Üniversitesi’nden tarihçi Dr. Warren Dockter söyleşisini sizlere sunuyor.Winston Churchill hangi savaşa Türk tarafında çarpışmak için katılmak istemişti? İslam’a karşı meyli var mıydı? Çanakkale Savaşı siyasi hayatını nasıl etkiledi? Türklere karşı zehirli gaz kullanılmasını istediği doğru mu? Mustafa Kemal Atatürk hakkında ne düşünüyordu? Siyasi rakipleri İslam Dünyası ile ilişkilerini, Çanakkale başarısızlığını nasıl kullandılar?Dr Warren Dockter’in Churchill’in İslam Dünyası ve Ortadoğu’ya yaklaşımını inceleyen yeni kitabı bu ay çıkacak. Warren Dockter’in bu yılın başında aynı konu ile ilgili yaptığı açıklamalar başta BBC olmak üzere İngiliz medyasında bir hayli ses getirmişti.Çeviriyi yapan kardeşim Mustafa Onur Yurdal’a da çok teşekkür ederim. ( T.Y.)
Winston Churchill, Islamic World, Middle East, Turks, Gallipoli and Atatürk – An Exclusive Interview with Cambridge University Historian Dr. Warren Dockter ( Tuncay Yılmazer )
There is no doubt that British Statesman Winston Churchill was one of the most influential leader in the 20th Century. In his 50th death anniversary , we present an exclusive interview with Dr. Warren Dockter. How Islam affected Winston Churchill’s thoughts? Was Churchill’s tendency to İslamic culture used by his political rivals against him ? As the world entered the war, did he consider to open war against Ottoman Empire? What was his opinion about Turks and especially Mustafa Kemal Atatürk? What was the importance of Gallipoli Campaign in his career?
Dr. Warren Dockter is a research fellow in Cambridge University. His first monograph, Winston Churchill and the Islamic World: Orientalism, Empire and Diplomacy in the Middle East, places Churchill in the context of colonial discourse and reveals the extent to which orientalism influenced his opinions and policies regarding the Islamic world.
Acı bir Çanakkale Türküsüne adanan 4 yıllık bir emeğin takdimi- Harmanyeri 1915 (Yönetmen: Gürdal Uğur)
Bu güne kadar yapılmayan yapıldı ve Çanakkale Savaşları baştan sona tüm yönleriyle safha safha işlenerek, dev destan adına yaraşır şekilde tiyatro sahnesine taşındı… Gürdal UÐUR tarafından 4 yıl süren yoğun bir araştırmanın ve çalışmanın ardından yazılan oyunda;
Bölge defalarca adım adım gezildi…Yüzlerce kişiyle görüşüldü… Binlerce kaynak belge, titizlikle araştırılıp, incelendi… Çanakkale Savaşları’nın tüm yönlerinin kronolojik sırada belgelerle anlatıldığı bu özel oyunda; Sahneler bir film kurgusunda işlenip, barkovizyondan verilen özel görüntülerle desteklenerek sunulmaktadır.
Tiyatro Prizma tarafından 30 kişilik bir ekiple sahneye konan bu özel oyun, 20 sahne, 75 karakterle bir bir canlandırılmaktadır.
Hashtag Tarih Dergisi Şubat 2015 Sayısında Kitap Değerlendirme Yazısı
1. Dünya Savaşı dönemine dair son dönemde yazılmış en nitelikli eserlerden birisi olan Yücel Yanıkdağ’ın Tarih Vakfı yayınlarından çıkan “Millete Deva Olmak- Osmanlı Savaş Esirleri , Tıp ve Milliyetçilik 1914-1939” adlı eseri.
#tarih dergisi Şubat Sayısı’nda bu kitapla ilgili değerlendirmem çıktı. Derginin bu sayısının da ele aldığı konular itibarıyla da bir hayli ilgi çekeceğini, arşivlik olduğunu düşünüyorum. Gelibolu’yu Anlamak okurlarına duyurmak istedim. (T.Y)
Ayrıntı Sandığı Programı Çanakkale Özel ( TRT HABER 14 Şubat 2015 saat 11.10 )
Müjdat Arslan’ın yapımcılığını üstlendiği, Prof. Dr. Haluk Oral’ın hazırlayıp sunduğu Ayrıntı Sandığı adlı programın bu haftaki konuğuyum. TRT HABER’de 14 Şubat 2015’te saat 11.10’da Çanakkale Savaşı’nı konuşacağımız, savaşla ilgili çoğu ilk kez gün ışığına çıkacak olan resim ve belgelerin gösterileceği program için tüm Gelibolu’yu Anlamak dostlarını ekran başına davet ediyorum. (T.Y)
“Cihan Harbi içerik ve kapsam açısından çok farklı bir savaştır” Birinci Dünya Savaşında Osmanlı Seferberliği Üzerine Yıldız Teknik Üniversitesi’nden Mehmet Beşikçi ile söyleşi ( Tuncay Yılmazer )
Gelibolu’yu Anlamak yine son derece önemli bir söyleşiyi dikkatinize sunuyor. Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı İmparatorluğu ‘nu cephe gerisini (Home Front) inceleyen (Ahmet Emin Yalman’ın 1930’da yayınladığı henüz daha Türkçeye çevrilmemiş eserini saymazsak) derli toplu irdeleyen kaynak bir eser şimdiye kadar yazılmamıştı. Şu ana kadar yazılanlar ağırlıklı olarak askeri tarih çok daha az sayıda edebiyat ve ekonomisiyle ilgiliydi. Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı İmparatorluğu’nun insan gücü seferberliği başta olmak üzere , savaşın yönetimini şekillendiren çeşitli olayları yeni askeri tarih perspektifiyle değerlendiren Mehmet Beşikçi’nin “Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Seferberliği” adlı çalışması kesinlikle gözden kaçmamalı. Kitabı okuyup çeşitli notlar aldıktan sonra böylesine önemli bir eserin yazarı ile Gelibolu’yu Anlamak sitesi adına bizzat söyleşi yapmayı düşündüm. Yıldız Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Mehmet Beşikçi sağolsun bizi kırmadı.Bu söyleşide Mehmet Beşikçi öncelikle “Yeni Askeri Tarih” kavramını açıklığa kavuşturuyor. Birinci Dünya Savaşı’nın Balkan Harbi ya da Milli Mücadele ile kıyaslandığında içerik ve kapsam açısından çok farklı bir savaş ve bu fark gözden kaçırılmaması gerektiğinin altını çizen Beşikçi, Ankara merkezli Milli Mücadele seferberliğinin, Cihan Harbi yıllarındaki altyapı yakından bağlantılı olduğunu savunuyor. 100. Yıl anmaları için iseşu ana değin yapılan etkinliklerinin içeriğinden rahatsız olduğunu belirtiyor. “Bizde siyasetçiler hamaseti pek sevdiği için (ve akademik kurumlar da çok eleştirel olamadığı için), bu etkinlikler bir nevi “şehitleri anma etkinlikleri”ne indirgeniyor…. Cihan Harbi hem Avrupa tarihi hem de bizim yakın tarihimiz açısından her yönüyle bir felaketti ve biz de 100. yılında, hayırlı bir olayın değil bir felaketin yeniden değerlendirmesini yapıyor olduğumuzu unutmamalıyız.”
100. Yıl’da Muhteşem Soru… Seyit Onbaşı’nın Kaldırdığı Mermi Kaç Kiloydu ? (Tuncay Yılmazer )
Biri emekli Topçu subayı olan 2 araştırmacı Seyit Onbaşı’nın kullanması muhtemel merminin benzerini dijital tartıda tartmışlar ve 219 kg bulmuşlar. Ne güzel… Çanakkale Savaşı ve mirasının araştırılmadık en önemli konusu da böylelikle çözüme kavuşmuş … ( Hiçbir gazeteci dostumuz da sormamış ki yahu kardeşim kimden izin aldınız? Bu bölgede patlamamış mermiler bu kadar rahat tartılabiliyor mu? ) Hemen her yıl gündeme gelen Seyit Onbaşı haberlerinden şunu anladım. Halkımızın da , necip Türk basınımızın da yandaşı, bağımsızı dahil Çanakkale Savaşı’nın ve onun mirasını daha iyi anlatılması gibi bir derdi yok. Daha önce defalarca gündeme gelmiş, savaşın geneline bakıldığında son derece ayrıntı duran bir konu ise bir anda gündem olabiliyor.
Son on-onbeş yıldır Çanakkale Muharebe alanları gereksiz yapılar, beton şehitlikler, hatalı yol çalışmaları ile inşaat alanına döndürüldü. Görünen o ki çalışmalar hız kesmeden devam ediyor. Bölgeye artık tarihi değil turizm alanı gözüyle bakılıyor. Bunun için akademisyenlerden, uzmanlardan, çevre planlamacılarından oluşan bir kurul kurmak, görüşleri kamuoyuyla paylaşmak , bir sonraki nesillere de tüm orijinalliği, heybeti, güzelliği ve hüznü ile bir miras bırakmak varken sürekli inşaat işlerinin konuşulduğu, müteahhitlerin, turizm yatırımcılarının müthiş bir iştahla saldırmak için beklediği bir Gelibolu Yarımadası … Hal böyleyken Seyit Onbaşı’nın mermisi benzeri tartışmalar o kadar boş geliyor ki. (T.Y)
Mehmet Şevki Paşa Çanakkale Boğazı Haritası (Gürsel Akıngüç)
“Çanakkale Boğazı Haritası” olarak tanımlanan ve 61 paftadan oluşan bu harita 1/25.000 ölçekli olup, Çanakkale Boğazı ile yakın çevresini bu ölçekte ve oldukça ayrıntılı tanımlayan, Osmanlı döneminden günümüze ulaşmış nadir haritalardan biridir. Aslında bu harita için, “İlk Şevki Paşa Haritası” demek de mümkündür. Çünkü Mehmet Şevki Paşa (E. Korgeneral ÖLÇER / 1866 – 1927), söz konusu haritayı yapanların amiri durumunda olduğu gibi, 43 paftadan oluşan 1/5.000 ölçekli “Şevki Paşa Haritası” da bu haritanın Anafarta-i Sagir (Küçük Anafarta), Kurcadere – Kocadere, Damlar, Kirte ve Seddülbahir paftaları esas alınarak yapılmıştır. “Gelibolu ve Çanakkale Haritaları Fihristi” başlıklı bu Ek’de gösterilmiştir. Mehmet Şevki Paşa’nın kendi ifadesiyle “Çanakkale Boğazı Haritası” olarak tanımlanmış bu haritanın bütün paftalarının sol alt köşesinde; “Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Matbaasında Tab Edilmiştir, Sene 1331” şeklinde bir ibare bulunmaktadır. (G.A.)
Bir Asır Sonra Ermeni Tehciri ve Çanakkale Üzerine… 100. Yıl Nasıl Anılmalı? (Tuncay Yılmazer)
Türkiye son derece hatalı bir kararla Çanakkale kara muharebelerinin başlangıç tarihi anmalarının 100. Yılını daha önce başlatacağını açıkladı. Bununla Ermeni Tehcirinin 100. Yıldönümü nedeniyle gerçekleşecek diplomatik taarruzu bertaraf etmek amaçlanıyor. Oysa Çanakkale Muharebeleri’nde 25 Nisan en az 18 Mart kadar hatta ondan daha önemli bir tarihtir. Dünya tarihinde o zamana kadar gerçekleşen kara, deniz, denizaltı unsurlarının kullanıldığı en kapsamlı amfibik harekatın icra edildiği , dünyanın çeşitli askeri okullarında ders olarak okutulan bir gündür.
24 Nisan’da, 25 Nisan’da öncelikle bizim tarihlerimizdir. Tarih sadece zaferlerle anılmaz. Aradan geçen bir asır sonrasında Türkiye binlerce vatandaşını kaybettiği, kendi tarihinin askeri, siyasi ve diplomatik olarak son derece kötü yönetilmiş olağanüstü bir dönemiyle bir kere daha yüzleşmek zorundadır.
Timaş Tarih
Timaş Yayınları Çanakkale Savaşları’nın 100. yılında üç önemli eser yayınladı. Lokman Erdemir, İsmail Güneş – Meçhul Subay/ Çanakkale Cephesinde Bir Topçu Subayının Günlüğü, İsmail Bilgin – Çanakkale Savaşı Günlüğü – Gün Gün Saat Saat Çanakkale, -Halil Ersin Avcı – Dünya Medyasında Çanakkale Savaşları.