GELİBOLU’YU ANLAMAK

Anafartalar Zaferinin Kahramanları 7. ve 12. Tümenlerin İzinde Bolayır’dan Anafartalar’a (Muzaffer Albayrak-Tuncay Yılmazer)

Anafartalar Ovası ve onu doğusundan kuzeyine doğru çeviren Tekketepe-Kavaktepe-Kireçtepe hattı sadece tarihimizin değil modern askeri tarihte de çok önemli bir yer tutan Anafartalar (Suvla) çıkarmalarının ve sonrasındaki muharebelerinin yaşandığı bölgedir. Burası günümüzde Çanakkale ziyaretçilerinin ilgi alanında pek olmasa da savaşa dair pek çok izi barındırıyor.
Çanakkale’ye daha önceki senelerde yaptığımız gezilerde, harbin yaşandığı Seddülbahir, Arıburnu harp sahalarında araştırmalar yapmıştık. Geçtiğimiz yıl ve bu yıl gerçekleştirdiğimiz gezilerde ise Anafartalar harp sahasını gezdik. Bu ziyaretteki amacımız, 6/7 Ağustos 1915’de burada karaya çıkarılan 20 bin kişilik İngiliz kolordusuna karşı bölgeye sevk edilen ve Bolayır civarında konuşlanmış olan 7. ve 12. Tümenlerin gittikleri yoldan 97 yıl sonra tekrar giderek Çamlıtekke’deki Anafartalar Grup Komutanlığı karargâhına ve Tekketepe’nin zirvesine ulaşmaktı.

Şahin Aldoğan’a Geçmiş Olsun…

Çanakkale Savaşı Araştırmacısı, harp tarihçisi sevgili Şahin abimiz hafta içerisinde bir rahatsızlık geçirdi. Allah’a şükürler olsun ki şu an genel durumu daha iyi. İstirahat ediyor. Gelibolu’yu Anlamak okurları adına kendisine geçmiş olsun diyor, en kısa zamanda eski haline dönmesini, çalışmalarına devam etmesini diliyoruz.

Kur. Yb. Mehmet Nihat Bey’in Cenaze Törenin Ardından (Ahmet Yurttakal)

Kur. Yb. Mehmet Nihat Bey’in Cenaze Törenin Ardından (Ahmet Yurttakal)

14 Temmuz 1928 günü saat 21.00 sularında meydana gelen olay sonucu hemen dönemin İzmir valisi Kazım Dirik haber edilir, vali beraberindeki erkân ile birlikte olay yerine gelir. Tahkikatlar yapılır ve jandarma eri Yusuf gerekli cezaya çarptırılır. Şehitlerin naaşları Karantina semtindeki (Küçükyalı) Askeri Hastane’ye getirilir. Cenazeler 15 Temmuz 1928 günü devlet erkânının yanı sıra yaklaşık bin kişinin katılımıyla Altındağ Kokluca mezarlığına kaldırılmıştır.

Kurmay Yarbay Bursalı Mehmet Nihat Bey’in Torunu İle Söyleşi (Ahmet Yurttakal)

Çanakkale Savaşlarının en önemli kahramanlarından biriydi o, askeri tarihçi denince ilk o akla gelirdi, 43 yıllık kısacık hayatına onlarca hatırat, çeviri, konferans ve harp tarihi notları sığdırdı. Yazılarında eleştirel ve objektif bir bakış açısıyla kaleme aldı. Harp akademilerinde öğretmenlik yaptı ve yüzlerce başarılı subaylar yetiştirdi. İşte ismini az duyduğumuz bu şanlı kahramanımız Şehit Kurmay Yarbay Bursalı Mehmet Nihat. Mehmet Nihat Bey’dir. Yarbay Mehmet Nihat Bey Çanakkale Muharebelerinde 25 Nisan 1915 günü Anadolu Yakasında daha sonra Seddülbahir’de Güney Grubu karargahında da görev yapar. Savaşı yakından takip edip notlar alır. 14 Temmuz 1928’de İzmir-Güzelbahçe Kilizman bölgesinde kaza kurşunuyla şehit düştü.
İşte yıllarca bu kahramanımızın yakınlarının olduğunu bilmiyorduk hatta evlenmediği yazılı idi kitaplarda. Munis Kirizman Bey ile İzmir’de buluştuk. “geliboluyuanlamak” okurları için güzel bir söyleşi gerçekleştirdik. Mehmet Nihat Bey’i yakından tanımaya çalıştık, Ölümü hakkındaki sır perdesini aralamaya çalıştık….

Sarkis Torosyan’ın “Çanakkale’den Filistin Cephesine” Adlı Hatıratı Üzerine Bir İnceleme ( Çelişkiler-Yanlışlıklar) – Yrd. Doç. Dr. Burhan Sayılır

Bu yazıda Sarkis Torosyan’ın Çanakkale’den-Filistin’e adlı hatırat kitabı üzerine bir inceleme yapılmıştır. İnceleme hatıratın Çanakkale Savaşı kısmı ile sınırlıdır. İnceleme sonucunda ortaya çıkan çelişkiler ve yanlışlıklar belirli bir metodoloji ile verilmiştir. Torosyan’ın hatıratında geçen çelişkiler iddia olarak adlandırılmış bu çelişkilerle ilgili gerçek bilgiler de cevap olarak adlandırılmıştır. Bu yazı bir kesim veya bir gruba karşı yazılan bir yazı değildir. Tarihi düzeltelim derken tarihi hatalara düşülmemesi bu yazının hazırlanmasındaki temel düşüncedir.
Sarkis Torosyan’ın hatıratı olarak önce Amerika’da basılan ardından da Türkiye’de yayınlanan kitap yanlışlıklar ve çelişkilerle doludur Bu inceleme sonucunda hatıratın yaşayan biri tarafından değil de Çanakkale Savaşı ile ilgili bilgisi olan birisi tarafından kaleme alındığı anlaşılmaktadır. Çelişkilerle dolu bir hatırattan bir kahraman yaratmak yerine Çanakkale Savaşı’nda vatanları bildikleri toprakları savunurken şehit olan Teğmen Arakil Efendi, Asteğmen Adayı Karabet Efendi, Asteğmen Adayı Mıgırdiç Efendilerin aziz hatıralarını hatırlamak ve sahip çıkmak daha iyi olmaz mı? (B.S.)

Eceabat Belediyesi Tarafından Düzenlenen Çanakkale Muharebeleri Paneli Duyurusu

Eceabat Belediyesi tarafından düzenlenen Çanakkale Muharebeleri Paneli 09 Ağustos 2012 Perşembe günü saat 21.30’da Eceabat Belediye Sosyal Tesislerinde yapılacaktır. ÇOMÜ Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Burhan Sayılır’ın moderatörlüğünü yapacağı panele, konuşmacı olarak Yrd. Doç. Dr. Lokman Erdemir, Dr. Tuncay Yılmazer, Muzaffer Albayrak, Kenan Çelik ve Şahin Aldoğan katılacak.

İstanbullu Gayrimüslimler (Firdevs Çetin)

Bu kitapta, 16. ve 17. yüzyıllarda İstanbul nüfusu içinde önemli bir yekûn teşkil eden Rum, Ermeni, Yahudi gibi gayrimüslimler seyyahların gözünden ve dilinden anlatılıyor. Avrupalı nazarında Doğu Hıristiyanları pek dindar görünmez. Seyyahlar onları hakkında çok fazla kitabi bilgi sahibi olmadıkları inançlarını, atalarından gördükleri şekliyle devam ettirmekte ısrar eden bir topluluk olarakanlatmışlardır. Seyyahlara göre, dış görünüş itibariyle Türklere en çok benzeyen cemaat olan Ermeniler, Gregoryen Hıristiyan olmalarına rağmen Müslüman olmaya en yatkın insanlar olarak ya da potansiyel Müslüman olarak değerlendirilir. Hatta Rum kadınlarının sokaklarda yüzleri açık gezdiği ifade edilmişken Ermeni kadınlarının tamamen Türk kadınları gibi giyindikleri, üstelik üst sınıftan olanların yüzlerini siyah bir peçe ile örttükleri gözlemlenmiştir.

Alahimanet Bosna (Tufan Gündüz)

1878de Avusturya idaresine bırakılmak, Boşnakların zihin dünyasını alt üst etmişti. Osmanlılar Balkanlardan çekilmekteydi ve bir Müslüman topluluk olarak Avrupanın orta yerinde savunmasız kaldıklarını düşünmekteydiler. Osmanlıların yeniden döneceklerini beklemek yüreklerine su serpiyordu aslında. Ama ya dönemezlerse? Ya geçici olarak verdikleri idareyi yeniden ele alamazlarsa? İşte o zaman şu soruları cevaplamaları gerekiyordu: Bir Boşnak için vatan neresidir? Atalarından miras kalan Bosna mı, yoksa Müslüman kimliği ile yaşayabileceği Osmanlı toprakları mı? Bu kitapta Boşnakların, göç üzerine tartışmaları, Hayal Ülkesine yolculukları, Anadolu ve Rumelideki yerleşim alanları, yeni hayatları, sevinçleri, hüzünleri, mutlulukları ve pişmanlıkları arşiv kaynaklarının ışığı altında inceleniyor.

Birinci Dünya Savaşı’nda Anadolu Sahillerine Yapılan İlk Çıkarma-HMS Doris’in İskenderun Macerası (Muzaffer Albayrak)

Çanakkale harekâtına daha kesin olarak karar verilmeden önce, Aralık 1914’te Mısır’da bulunan İngiliz filosu kumandanı gemilerinden ikisine Osmanlı sahillerinin gözetlenmesi ve taciz edilmesi vazifesini vermişti. Bu gemilerden birisi de HMS Doris, diğeri ise Rus savaş gemisi Askold’du. HMS Doris 1896 yılında yapımına başlanan 5.600 tonluk hafif kruvazördü. Saatte 19 millik sürati, 450 personeli, 11 adet 15 cm, 3 adet küçük çapta top, 3 adet torpidoya sahip bir savaş gemisiydi.. HMS Doris, zamanın 20-25 bin tonluk modern dretnotları ile kıyaslandığında küçük ve zayıf bir kruvazördür. Ancak bu kadarcık bir savaş gemisinin aşağıda görüleceği üzere, bütün İskenderun sahilini teslim alması, her istediğini yapması, üç tarafı denizle çevrili bir devletin denizlerde ne derece acziyet içinde olduğunu ortaya koyması açısından müessif bir durumdur. Aralık ayı boyunca Osmanlı Devleti’nin Suriye ve İskenderun sahillerini taciz ederek, ulaşım ve haberleşme vasıtalarını tahrip etmek vazifesini yerine getirdi. Özellikle İskenderun Körfezi’nde çok daha fazla faaliyet gösterdi. 18 Aralık 1914’ten 13 Ocak 1915 tarihine kadar İskenderun, Payas, Dörtyol, Arsuz arasında devriye gezerek demiryolu hatlarını, köprüleri, askeri amaçla kullanılan bina ve depoları, istasyonları bombardıman etti. (M.A)

Hatırât (1912-1922) Cemal Paşa ( Yay. Haz. A. Zeki İzgöer)

Cemal Paşa’nın Hatırât’ı özellikle 1913-1917 yılları arasındaki siyasî, sosyal ve askerî gelişmelere ait önemli bir kaynaktır. Eser, Türkiye’de 1959 yılında Hatıralar, İttihat-Terakki ve Birinci Dünya Harbi (Tertipleyen: Behçet Cemal, Selek Yayınları, İstanbul, 384 s.) adıyla yayınlanmıştır. Yurt dışında ise Erinnerungen eines Türkischen Staatsmannes (München 1922) ve Memoires of a Turkish Statesman 1913-1919 (London 1922) başlıkları altında neşredilmiştir.Cemal Paşa Hatırât’ında zaman zaman siyasî bir takım konulara değinmemiş, deşifre etmek istemediği kimselerin ismini vermemiş, sözü gereksiz yere uzatmamak için ayrıntılı anlatımlara girmemiş, konuları şuurlu bir şekilde eksik bırakmış ve çok önemli bulduğu olayları “vatanına dönünce” ve “belgelere dayanarak” yayınlamak üzere ertelemiştir. Bütün bunların sebebi, Paşa’nın Hatırât’ını yazarken gurbette bulunuşu ve önemli gördüğü bazı belge ve dosyaların yanında olmayışıdır . Bu bakımdan kitabına koyamadığı belgeler için yer yer Harp Mecmuaları’na bakılmasını tavsiye etmiştir. Cemal Paşa’nın bu anlamda, yayınlamak istediği konuların başında Şerif Hüseyin’le ilgili yazışmalar gelmektedir. Paşa, Şerif Hüseyin’in izlediği ikiyüzlü politikayı şiddetle eleştirmekte ve konuyla ilgili belgelerin yayınlanması halinde, dünya kamuoyunun kendisine ve dolayısıyla da Osmanlılara hak vereceği kanaatindedir. Fakat Paşa’nın ne bunları ne de yukarıda sayılan diğer konu ve olaylarla ilgili belgeleri yayınlamaya ömrü vefa etmiştir.(Önsözden)