GELİBOLU’YU ANLAMAK

Çanakkale Valiliğince Yayımlanan ‘Çanakkale’de Kahramanlar Geçidi, 57. Piyade Alayı’ İsimli Kitaba Dair Eleştiriler (Şahin Aldoğan-Selim Meriç)

Çanakkale Valiliği’nin yayımladığı, “Çanakkale’de Kahramanlar Geçidi 57. Piyade Alayı” kitabını okuduktan sonra Atatürk’ün; “Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan yapana sadık kalmazsa, değişmeyen hakikat şaşırtacak bir mahiyet alır” sözünün ne denli doğru bir söz olduğu daha net olarak görülmektedir. Üzerinde eleştirilerimizi belirteceğimiz söz konusu çalışma Çanakkale Valiliği’nin sponsorluğunda Yrd. Doç. Dr. Burhan Sayılır imzası ve önsözüyle Haziran 2012 tarihinde yayımlanmıştır. Kitap yayıma hazırlanırken gerekli itina gösterilmiş olmasına rağmen, gözden kaçan kusurları, yoruma muhtaç bazı hususları ve bilhassa Eceabat Yerel Tarih Grubu olarak kitapta saptadığımız hataları, konuyla ilgilenen arkadaşlarımızla paylaşmak istiyoruz.

Bu kutsal muharebenin anı ve izlerini gerçeklere sadık kalarak araştırmaya, yayınlanan belgeleri de muharebe topografyasına doğru ve gerçekçi şekilde örtüştürerek yorumlarsak çıkaracağımız yayımlarla, yazacağımız makalelerle ilgili kamuoyuna daha yararlı olacağımız kanısındayız. 2015 yılı projeleri kapsamında yer alan, muharebelere iştirak eden alayların yürüyüş güzergâhının belirlenmesinde eskiden beri süregelen yanlış ve hatalı anlatımların tekrarlanmaması ve son dönemde yayınlanan belgeler ışığında gerçeklere sadık kalınarak projelerin gerçekleştirilmesi samimi dileğimizdir. ( Ş.A- S.M)

Sarkis Torosyan’a Enver Paşa’nın Verdiği İddia Edilen Belge Üzerine (Prof.Dr.Taha Niyazi Karaca)

Torosyan olayına dair tartışmaları basına yansıdığı şekli ile takip etmiş olmama rağmen konuya temel teşkil eden iki belgeyi Muzaffer Albayrak’ın incelemesini okuyana kadar görmemiştim. Osmanlıca yazılan fakat her satırından Osmanlıcayı tam anlamıyla bilmeyen bir şahıs tarafından kaleme alındığı anlaşılan bu iki belge üzerinden kurmaca bir tarih oluşturmaya çalışmak, belgelerin gerçekliğinin tartışmaya açılmadan ne denli işe yarar olduğunun sorgulanması tarihçilik açısından vahim sonuçlar doğurmaktadır.

Her kelimesinden, kullandığı üsluptan, içeriğinden sahte olduğu anlaşılan bu belgelerle kurmaca tarih oluşturulma çabasını her tarihçi sağduyu ile yorumlamalıdır. Geçmişte bu tarz sahte belgeler ortaya çıkmış ve çürütülmüştür. Hiç şüphesiz ki bundan sonra da bu tarz belgeler ortaya çıkacaktır. Çünkü kurmaca tarihin vazgeçilmez kaynağı bu tarz belgelerdir. (T.N.K)

Serkis Torosyan’ın Tasdiknâme Belgesi Üzerine Bir İnceleme (Muzaffer Albayrak)

Serkis Torosyan’ın Tasdiknâme Belgesi Üzerine Bir İnceleme (Muzaffer Albayrak)

Taner Akçam’ın Radikal gazetesinde 6 ve 7 Ocak 2013 tarihlerinde yayınlanan Torosyan’ın torunu ile yaptığı mülakat , uzun süredir tarihçiler arasında devam eden “Yüzbaşı Serkis Torosyan” tartışmalarına yeni bir boyut kattı. Bu mülakatla birlikte Torosyan’a ait yeni bir belge de kamuoyuna servis edildi. Öncelikle şunu belirtelim ki, Serkis Torosyan’ı tümüyle yok sayıp, anlattıklarını tümden reddetmek objektif bir tutum olmaz. Serkis Torosyan, diğer gayr-i müslim subay ve erler gibi Osmanlı ordusunda hakikaten yer almış, Çanakkale, Makedonya, Irak, Filistin cephelerine gitmiş olabilir. Ordu içinde astsubay da olabilir teğmen de yüzbaşı da. Belli ki Torosyan, I. Dünya Savaşı’nda bir şeyler görüp yaşamış. Ancak hatıratındaki anlatımlar, şu ana kadar okuyucuya servis edilen madalya beratı ve tasdiknameden oluşan iki vesika, (Torosyan’a ait daha başka belgeler zamanla ortaya çıkacak gibi görünüyor) hatırat üzerinde soru işaretleri oluşturmaktadır. Okuyacağınız tahlil, Ayhan Aktar’ın web sitesinde yayınladığı digital görüntü incelenerek, belgenin genel görüntüsü üzerinden edinilen kanaatlere dayanmaktadır. Torosyan’a ait olduğu iddia edilen ve Abdülkerim Paşa tarafından kendisine verilen tasdiknameyi; diplomatika, imla, mana ve tarihî gerçeklik açısından tahlil edeceğiz. (M. A)

Simülasyon Merkezi’nden Anzak Koyu Duvarı’na , Twitter’daki Çanakkale’den , Seyit Onbaşı ve Torosyan Tartışmalarına …Çanakkale Savaşı’nın 2012 Yılındaki Yansımaları… (Tuncay Yılmazer)

2012’de Çanakkale Savaşı daha önceki yıllara göre daha sönük anılmakla birlikte zaman zaman ulusal basının gündeminde yer aldı. Tıpkı şu sıralarda “Seyit Onbaşı” tartışmasında olduğu gibi… Yeri gelmişken belirteyim. Bu tip tartışmalarda her zaman olduğu gibi kimin ne söylediği belli olmuyor. Basına yansıdığının aksine Seyit Onbaşı’nın silinmesinin istenmesi gibi bir durumun olduğunu düşünmüyorum. Haluk Çağlar’ın söylediği açık. Seyit Onbaşı’nın Ocean’ı vurduğu doğru değildir. Çanakkale Savaşı’nı doğru bir şekilde öğrenmek istiyorsak bu konuda gerçek anlamda yıllarını veren araştırmacıların söylediklerine kulak vermek zorundayız.

Yılın son haftasında simülasyon merkezi, Anzak Koyu Duvarı, Twitter’da Çanakkale Savaşı Projesi, Seyit Onbaşı ve Sarkis Torosyan Tartışmaları, Sinan Çetin ve Turgut Özakman’ın filmleri, bu sene çıkan bazı kitaplar, etkinlikler, sitedeki dikkat çeken yazılara değinerek Çanakkale Savaşı’nın 2012 yılındaki yansımalarının bir özetini çıkarmaya çalıştım. Kişisel anlamda beni çok heyecanlandıran, üzen olayları da sizlerle paylaşmak istedim. (Tuncay Yılmazer)

Sarıkamış Etkinliklerine Davet

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Çanakkale Savaşları Araştırma ve Tanıtma Topluluğu’nun yıllardır düzenlediği “Sarıkamış Şehitlerini Anma Etkinliği” bu yıl da 17-18 Aralık 2012 tarihlerinde gerçekleştirecektir. Etkinlikte topluluk üyeleri “Davet” adlı tiyatro oyunu sergileyecekler. Konferansa Sarıkamış Dayanışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Bingür Sönmez ve Araştırmacı Yazar İslam Özdemir’in katılacağı bu programları kaçırmamanızı tavsiye ediyoruz.

TUYAP Kitap Fuarında Kemal Karpat Hoca İle Birlikte… (Tuncay Yılmazer)

Geçtiğimiz Pazar, hayatımın en anlamlı günlerinden birisiydi. TUYAP kitap fuarında ülkemizin en iyi tarihçilerinden birisiyle yaptığım çok kısa bir sohbeti ömrüm boyunca unutamayacağım. Prof. Dr. Kemal Karpat o kendine has “evlad-ı fatihan” Türkçesiyle soru soran her okuruyla o kadar ilgileniyordu ki. Yanımda duran oğlum Akif Emre bu sohbetin ne kadar anlamlı olduğunu eminim yıllar sonra çok iyi anlayacak. (T.Y)

Bir Bulut Hikâyesinden Bir İntihâl Hikayesine… Yavuz Bahadıroğlu’na Sitem (Tuncay Yılmazer)

Yavuz Bahadıroğlu isminin benim tarihle ilgilenmemde büyük payı var. Abdullah Ziya Kozanoğlu ve Feridun Fazıl Tülbentçi’den, Mustafa Necati Sepetçioğlu’ndan sonra “Buhara Yanıyor” ile tanıştım Yavuz Bahadıroğlu ile… Harzemşahlar Devleti’nin Türkmenler ve Kıpçaklar arasındaki etnik kavgalar sonucu Cengiz Han’ın ordusu karşısında yıkılması , güzel mamur şehirlerin bir bir Cengiz’in vahşi askerlerinin eline düşmesi o kadar etkileyici anlatılmıştı ki… Cesur Temür Melik, Kozanoğlu’nun “Turgut Reis” karakterinden sonra baş kahramanım olmuştu. Mert, korkusuz, dinine bağlı, doğruyu çekinmeden her yerde söyleyen karakter… Devamı “Elveda Buhara” da Celaleddin Harzemşah başka bir kahramanımdı… Yavuz Bahadıroğlu isminin benim hatıralarımda müstesna bir yere sahip olduğunu söyleyebilirim…..Ancak itiraf edeyim bu düşüncelerim geçen akşam Bahadıroğlu’nun “Çanakkale ” ile ilgili kitabını elime aldığımda ciddi anlamda sarsıldı. Kitabın 111. sayfasından itibaren Norfolk taburunun akibetinin anlatıldığı bölüm büyük oranda 2006 yılında Yeditepe Yayınevi’nden çıkan Muzaffer Albayrak’ın editörlüğünü yaptığı “Yakın Tarih İncelemeleri-Çanakkale” adlı kitapta yayınlanan “Bir Bulut Hikayesi” adlı makalemden alınmış. Kaynak gösterilmemiş. Üstelik o kadar alıntı yapıldıktan sonra uydurma eklemeler yapılıp böyle bir olayın olduğuna karar verilmiş. (T.Y)

‘Çanakkale Geçilmez’ Ama Böyle de Çekilmez (Uğur Vardan)

Bazı filmler bizi ‘Sözün bittiği yer’e getirip bırakıyor. Örnek vermek gerekirse ben Peter Weir imzalı ‘Gallipoli’den (Gelibolu) sonra ‘Çanakkale meselesi’nde söylenecek pek bir şeyin kalmadığı kanaatindeyim. Çünkü bu başyapıt bir kere hem söz konusu savaşın özeline hem de genel bir çerçeve içinde meselenin emperyalist bir dünyadaki yerine son derece doğru bir bakış açısıyla yaklaşıyordu… Weir’ın filmi, Anzak gençliğinin, sömürge tarihinin belki de en büyük ustası sayılan İngilizler tarafından, “Türkler buraya kadar gelip vatanınızı işgal edecek” yalanıyla kandırıldıklarını gösteriyordu. Weir’ın filmi 1981’de çekilmişti. 31 yıl sonra aynı sulara geri dönüyorsanız, kuşkusuz duvara yeni bir taş koymalısınız. Bu sezonun favori konusu olan ‘Çanakkale Savaşı’ serisinin ikinci adımı olan (ilki malum Sinan Çetin imzalıydı) ‘Çanakkale 1915’, ne yazık ki yeni bir taş ya da tuğla koyma konusunda son derece eksik kalıyor. Evet, Weir bir Avustralyalı olarak “Orada ne işimiz vardı?”yı soruyordu, Yeşim Sezgin imzalı ‘Çanakkale 1915’ ise ‘Orada ne işleri vardı?’dan çok ‘Onlara hadlerini bir güzel bildirdik’in peşine düşüyor. Elbette bu bir tercih meselesi ama film bu tercihin üstesinden gelme yolunda, bırakın derinleşmeyi yüzeysel bir sosyolojik arka planı bile dert etmiyor. (U.V.) (Bu yazı 18.10.2012 tarihli Radikal Gazetesi’nde yayınlanmış, yazarın izniyle sitemize konmuştur)

Trablusgarp’ı Nasıl Aldık?-Giovanni Giolitti (Tahsin Yıldırım)

Osmanlı Devleti’nin son yıllarında topraklarından pay kapmak isteyen ülkeler arasına İtalya da dahil olmuştur. Bu amacın bir tecellisi olarak da Trablusgarp’a saldırarak burayı ilhak etmek istemiş ve amacına ulaşmıştır. Osmanlı Devleti’nin mağlubiyetiyle sonuçlanan Trablusgarp Harbi, onun Afrika kıtasından çıkmasına ve beraberinde de ülke içinde önemli kırılmaların yaşanmasına neden olmuştur.
Bu süreci başlatan ve büyük oranda yöneten İtalya Başbakanı Giovanni Giolitti hatıralarını kaleme almış ve bu hatıralar 1922 yılında İtalya’da yayınlanmıştır. Söz konusu hatıraların Osmanlı Devleti’ni ilgilendiren kısımları 29 Temmuz 1935 ile 10 Eylül 1935 tarihleri arasında Zaman gazetesinde tefrika edilmiştir. İstifadenize sunmuş olduğumuz eser de bu tefrikadan yola çıkılarak hazırlanmıştır.
Hatırada döneme ait çok önemli bilgiler ve tespitler yer almaktadır. Osmanlı Devleti’ndeki gruplaşmalar nedeniyle siyasîlerin ve askerlerin tercihlerinde ülkeden ziyade partileri lehine karar vermeleri gibi ilginç ve bir o kadar da ibretlik konuları hayretle okuyacaksınız.