GELİBOLU’YU ANLAMAK

Tarih Bir Din Değil İlim Sahasıdır (Seyit Ahmet Sılay)

Müzedeki mankenlerin üzerinde bulunan “ Alman Haç Madalyası” tarihî bir olgudur ve Birinci Dünya Savaşı’na katılmış birçok subayımız da bu madalyaları taşımıştır. Ne Alman ne de Türk genelkurmayının aklından herhâlde bu madalyaların Türk subaylarını Hristiyanlaştırmak maksadıyla verilmesi ya da taşınması geçmemiştir. Almanların neredeyse tamamının Hristiyan olması neticesinde, askerlerine savaşlarda gösterdikleri yararlılık sebebiyle askeriyedeki ananevi bir ödüllendirme biçimi olarak “Haç Nişanı” veriliyordu. Aynısı biz de yapıyorduk. Hilâl ve yıldız şeklinde tasarladığımız madalyalarımız birçok Alman subayının göğsünde taşınmıştı. Bunu o döneme ait fotoğraflara göz atan herkes çok iyi bilir.  Tarihî hakikat böyleyken, müzede sergilenen Atatürk ve Enver Paşa’yı temsil eden mankenlerin üzerindeki bu madalyaların sökülüp başka yerde sergilenmesi gerçekten hayret edilecek bir tasarruftur. (S.A.S.)

Çanakkale de Bir Melek Hanım (Muzaffer Albayrak)

Melek Hanım Çiftliği ismine, savaş sırasında askerlerin günlüklerinde, kıta komutanlarının emir ve talimatlarında, muharebe alanını ayrıntılı olarak gösteren Şevki Paşa haritasında rastlanmaktadır. Çiftlik bu ismi sahibi olan Melek Hanım’dan almıştır. Çiftliğin sahibesi hanımın adı gerçekten Melek mi idi yoksa savaş sırasında çiftlik binasını revire, sargıyerine dönüştüren, elinde ne var ne yok askerin hizmetine sunan bu iyi kalpli, müşfik hanıma askerlerin gönülden yakıştırdıkları “Melek” sıfatı mı olduğu bilinmemektedir.

Melek Hanım’ın savaş sırasında çiftliğini terk etmediği, çiftlikte beraber yaşadığı yakınlarıyla askerlere yardımcı olduklarını, bölgede bulunan kıta komutanlarıyla çektirdikleri fotoğraflardan anlamak mümkündür. 25 Nisan’da başlayan kara muharebeleri ile cepheden geri bölgelere sevk edilen yaralılar için Melek Hanım Çiftliği, bünyesinde mevcut sargıyeri nedeniyle, bölgedeki ilk revir olarak hizmet vermeye başlamıştır. Sonrasında ise Seddülbahir Cephesi’nde muharebe eden tümenlerin yaralı askerleri için Soğanlıdere bölgesinde Melek Hanım Çiftliği’nde bulunan sargıyeri civarı bir sıhhiye istasyonu olarak şekillenmeye başlamıştı. Seddülbahir Cephesi’nin bilhassa sol cenahında Kerevizdere mıntıkasında muharebe eden 7., 2., 12. ve 15. Tümenlerin sargıyeri ve hastaneleri Soğanlıdere civarında kurulmuştur. (M.A)

Çanakkale Kara Muharebelerinde Asma Dere (Şaban Murat Armutak)

Kara muharebelerinin başlangıcı 25 Nisan çıkarmasından 6 Ağustos harekâtına kadar Asma Dere’ye yakın olan Damakçılık Bayırı bölgesi Anafartalar Müfrezesine bağlı az miktarda piyade ve süvari birlikler ile gözetleme ve emniyet postaları şeklinde tertiplenerek bölge korunmuştur. 6 Ağustos kuşatma taarruzunda, Anzac birlikleri Damakçılık bayırında emniyeti sağladıktan sonra bir kol kuzey doğuya doğru hareketine devam edip Asmalı Dere’yi geçtikten sonra Abdurrahman Bayırı’na çıkıp buradan Kocaçimen Tepe hedefine ulaşacaklardı. (Ş.M.A.)
Bu yazı daha önce canakkalemuharebeleri1915.com adlı sitede yayınlanmış, editörünün ve yazarının izniyle sitemize konulmuştur.

42. Alay / Gelibolu 1915 – Ahmet Diriker (Oğuz Çetinoğlu)

Ahmet Diriker eserine; Birinci Dünya Savaşı’nı ‘efrâdını câmi-ağyarını mâni’ ölçüsü ile özetleyerek başlıyor. Sonra Osmanlı Devleti’nin durumu ve hemen ardından Çanakkale Savaşı’nda İngiltere ve Fransa’nın Çanakkale Boğazı’na saldırı düzenlemesinin ardındaki sebeplere yer veriyor. Sayfalar arasına serpiştirilmiş olan haritalar, krokiler; yazılanların kolay anlaşılmasına yardımcı oluyor.
Osmanlı Devleti’nin; gerek çağdaşı gerekse sonraki dönemlerde hüküm süren devletlere nazaran arşiv hususunda son derece başarılı olduğu bilinen ve her vesile ile tekrarlanan bir hakîkattir. Bu hakîkat, emrindeki zâbitler tarafından Alay Komutanına verilen raporlarda ve Alay Komutanı Binbaşı Ahmet Nuri Bey’in, emrindekilere ve üstlerine yazdığı mektuplarda da görülüyor. Bir başka husus da dikkati çekiyor: Tevekkül ve iman. Bu iki büyük gücün meyvesi olan kararlılık ve kendine güven… Tabur Komutanı Binbaşı Ahmet Süreyya Bey yazıyor: ” Katiyen telaş etmem. Efrâdın kuvve-i mâneviyesi de yerindedir. Murâdullahdan (Allah’ın istediğinden) fazla bir şey olmaz. Gelecek düşmana süngülerimizin hazır olduğu ma’rûzdur.” Bir başka belgede düşman, bu durumun farkında olduğunu şu cümle ile açıklıyor. “Allah, Türk ordusunun mağlup olmasını istemedi.”

Birinci Dünya Savaşında Osmanlı İmparatorluğunda Futbol – Melih Şabanoğlu ile Söyleşi 2 .Bölüm – (Tuncay Yılmazer)

İlk bölümü bir hayli ilgi gören Melih Şabanoğlu söyleşimizin ikinci bölümünü sizlere sunuyoruz. Balkan Savaşı kulüplerin hedeflerini nasıl değiştirdi? Hangi kulüp, oyuncularının Harb-i Umumide askerlikten muaf olmasının avantajıyla, rakiplerini kolayca yenerek şampiyon olmuştu? Birinci Dünya Savaşı döneminde ligler nasıl devam etti? Hafta sonu maç oynayıp hafta içi Çanakkale’de savaşa katılma doğru mu? Beşiktaş, İstanbulspor gibi takımların siyah rengi nereden geliyor? Mütareke döneminde işgal kuvvetleri ile oynanan maçlar ne anlam ifade ediyordu? Mustafa Kemal Atatürk’ün futbol ile ilişkisi neydi ve hangi takımı tutuyordu? Şehzade Ömer Faruk’un, Fenerbahçe ve Milli Mücadele’deki rolü ile ilgili bilinmeyen detaylar. Daha bir çok ilginç sorunun yanıtını bu söyleşide bulacaksınız. (T.Y)

Birinci Dünya Savaşında Osmanlı İmparatorluğunda Futbol – Melih Şabanoğlu ile Söyleşi 1.Bölüm – (Tuncay Yılmazer)

GeliboluyuAnlamak sizlere çok önemli bir söyleşiyi sunuyor. Ülkemizde 1. Dünya Savaşı dönemi ile ilgili çalışmalar daha çok askeri ağırlıklı iken “Home Front” adıyla da bilinen savaşın gerisinde neler yaşandığına dair araştırmalar çok azdır. Biz de cephe gerisinde yaşanılan hayatın önemli bir parçası olan spor, daha özel de futbol üzerinde durmak istedik. Bu konulardaki otorite isim Melih Şabanoğlu ile bir söyleşi gerçekleştirdik. Kendisinin Atlas Tarih Dergisi Spor Tarihi özel sayısındaki aydınlatıcı makalesi temel çıkış noktamız oldu.( Atlas Tarih’in bu özel sayısını konuyla ilgilenen herkese öneririm)  Futbolun ülkemize nasıl geldiği, üç büyüklerin kuruluşları konusundaki mitler ve her yönüyle yıpratıcı bir savaş dönemde spor faaliyetlerinin nasıl yürütüldüğü konularında son derece önemli ve ilginç bilgilerin dikkatinizi çekeceğini düşünüyorum. “Eski” bir Fenerbahçe taraftarı olarak zamanında fanatiği olduğum takımımın tarihi hakkında ne kadar az şey biliyormuşum! İki bölüm halinde yayınlayacağımız bu söyleşi için Melih Şabanoğlu’na teşekkür ederim. (T.Y)

Dr. Kilisli Rıfat ın İzinde Osmanlı dan Türk e ve Ötesi (Nükhet Kardam)

Büyükbabam Dr. Kilisli Rıfat’ın hayatını araştırmak üzere gizemli bir yolculuğa çıktım. Bu yolculuk zaman içinde tahminimden çok farklı sonuçlara ulaştı. Bir açıdan bu öykü Osmanlı Devleti çöküp yerini Türkiye Cumhuriyeti’ne bıraktığında yaşanan büyük değişiklere tanık olan Rıfat ve ailesinin öyküsüdür. Aynı zamanda değişen veya değiştirilen kimliklerin öyküsü. Bir başka açıdan ise bu hikâye benim kendi içsel yolculuğum. Büyükbabamın hayatını araştırırken kendi kimliğim üzerinde düşünmek elzem oldu ve ister istemez temelde büyük değişimler yaşadım.
Büyükbabam kendi döneminde çok tanınmış bir şahsiyet idi. İstanbul’daki ünlü Askerî Tıp Akademisi’ni (Mekteb-i Tıbbiye-i Şâhâne) birincilikle bitirmiş bir doktor ve kamu sağlığı profesörü olmanın yanı sıra çeşitli dergilerde köşe yazarlığı yapmış, Uluslararası Karantina Hizmetleri müdürü olarak çalışmış, Kızılay ya da Hilâl-i Ahmer’in kurucuları arasında yer almış ve Yargıtay üyeliğinde bulunmuştu. Dr. Kilisli Rıfat aynı zamanda Türkiye’nin sağlık ve nüfus planlaması politikalarını şekillendiren seçkinler arasında bulunuyor ve adı 1930’ların Türkiye’sinde önde gelen sekiz doktor arasında yer alıyordu. (N.K.)

To Halil İnalcık (Ali Yaycıoğlu)

The great Ottoman historian Professor Halil İnalcık passed away on July 25 at the age of 100. İnalcık wrote groundbreaking books and articles on a vast range of themes: social responses to the Tanzimat reforms, peasant economies, methods of Ottoman conquest, the Khanate of Crimea, capital formation in the urban economy, the Ottoman legal order, and Indian Ocean trade. In his prolific career, İnalcık reshaped the field of Ottoman history. There is no doubt that with Köprülü, Wittek, and Barkan, İnalcık was one of the founding fathers of modern Ottoman studies. In the scope and impact of his work, İnalcık is the field’s most influential scholar. (A.Y.)

Aşk Cephesi – Bahadır Yenişehirlioğlu ( Sinem Şahin )

Bahadır Yenişehirlioğlu’ nun 2014 yılında yayınladığı  romanı Aşk Cephesi okuyucularını Çanakkale Cephesine götürüyor. Roman Rodos’ da bir otelde çalışan Angela’ nın kendisine emanet olarak gördüğü, büyükannesi Adara’ nın sevipte kavuşamadığı Kerim Beye gönderdiği aşk mektuplarını,sahibine ulaştırmak amacıyla yazdığı bir mektupla başlıyor.  Mektubun sahibi Selim yalnız, günümüz dünyasında yaşama nedenini bulamayan kafası karışık bir karakter. Aldığı bu mektupla sanki yıllardır beklediği işareti almış gibi heyecanla yola koyuluyor. Yanında bir kitapla. Selim’ in yanına aldığı bu kitap yol boyunca ona hem arkadaşlık hem de bir nevi kılavuzluk yapıyor. Kitaptaki karakterler Ali ve Joe ile kendimizi Çanakkale Cephesinin içinde savaşın, acının, yokluğun ve bunlara rağmen hiç bitmeyen Allah, vatan ve millet aşkının ortasında buluyoruz. (S.Ş.)

Çanakkale Muharebelerine Dair Bir Site; canakkalemuharebeleri1915.com

Çanakkale Muharebelerinin doğru ve ayrıntılı anlaşılmasına yönelik bir site olan https://canakkalemuharebeleri1915.com/ özgün, bilgilendirici makaleleri ve özellikle de muharebe arazilerine yönelik görsel ağırlıklı çalışmalarla dikkati çekiyor. ( Murat Armutak’ın Muharebe Arazisindeki belli başlı alanların koordinatlar üzerine yazıları, Yücel Özkorucu’nun muharebeler üzerine değerlendirme yazılarına mutlaka göz atılmalı. Siteden Çanakkale Muharebeleri ile ilgilenenlerin yararlanacağını düşünüyor, tavsiye ediyoruz.