GELİBOLU’YU ANLAMAK

Gallipoli campaign was a disastrous mistake from start to finish – An Exclusive Interview with a leading Military Historian Peter Hart ( M. Onur Yurdal )

We present you an exclusive interview with Peter Hart, Military Historian and has numerous books and articles about great war and its fronts including Gallipoli Campaign. He speaks to Turkish media first time. In this interview, he makes clear that Gallipoli campaign was a disastrous mistake from start to finish and had no tenable objectives. He stressed that British accounts have perhaps over-exaggerated the importance of Liman von Sanders and other German commanders. As to Great War Commomerations he said: “I would prefer to treat the Great War and Gallipoli as historical events to be studied and understood rather than celebrated or commemorated. Centenaries are mere excuses for morbid sentimentality; they have no meaning other than an arbitrary number of years since the event concerned.” This interview has been translated into Turkish by M. Onur Yurdal and Kayıhan Kabadayı and was also aired at the same time.

Yüzüncü Yıla Doğru Yazıları-2 : Çanakkale Muharebe Alanları’ndaki Betonlaşma Meselesi Neden İlgi Görmüyor? ( Tuncay Yılmazer )

İlginç olan savaşın üzerinden neredeyse bir asır geçmiş, biz ise savaşı kazandığımızın yeni farkına varmış gibiyiz. Adeta yarımadayı yeniden fethediyoruz … Bunca yıldır kimsenin aklına gelmeyen Soğanlıdere 7. Tümen Sahra hastanesi mevkii , Ağadere gibi yerlere de yeni şehitlik tesisleri(!) inşa ediyoruz. Üstelik Ağadere tesislerinin içerisine “sonsuzluk yolu” da (ne olduğunu anlayabilmiş değilim) yapılacak. 100. Yıl yaklaşıyor ya… Cesarettepe’deki bu zamana kadar kalabilmiş orijinal anıtın etrafına beton dökülmesine ne demeli? Churchill yaşasaydı “Gelibolu Yarımadası’nda bizim yapamadığımız tahribatı Türkler bizzat kendileri yaptılar” der miydi acaba?
Bugün Normandiya’da, Somme’de, Waterloo’da bu kadar inşaat faaliyeti aynı anda yürütülse yapay anıtlar, mezarlıklar yapılsa ülkenin muhalefeti, sivil toplum kuruluşları ayağa kalkar. Zaten iktidar böyle bir şey düşünmez. Oysa Çanakkale Muharebe Alanlarında bu kadar uzun süredir devam eden, bölgenin orijinalliğinin giderek kaybolmasına yol açan inşaat faaliyetleri ne iktidarın öz eleştiri yapmasına ne de muhalefetin itirazına yol açıyor. Çanakkale Savaşı gibi toplumun istisnasız her kesiminde izi olan bir tarihi olayın yaşandığı yerlerle ilgili değişikliklere neden ilgisiz kalınıyor. Bunun nedenlerini irdelemeye çalıştım. (T.Y.)

Çanakkale Muharebe Alanlarında İnşaat Çalışmaları Tüm Hızıyla Devam Ediyor… (Tuncay Yılmazer)

Basında çıkan ‘Çanakkale Şehitliklerinde Betonlaşma Tartışması” haberinden sonra bir şeylerin değişeceğini, yetkililerin daha sağduyulu davranacaklarını zannetmiştim. Hatta Zığındere’deki yol ve viyadük projesinin iptal edildiği gibi haberler belirgin iyimserliğe yol açmıştı. Oysa duyarlı bir Çanakkale dostu olan Gökhan Tarkan Karaman’dan bize gelen son fotoğraflar bölgede inşaat faaliyetlerinin durmak şöyle dursun daha da arttığını gösteriyor. Ağadere’de , Soğanlıdere’de yeni şehitlik çalışmaları devasa boyutta ve bölgenin tarihi ve doğal yapısını değiştirecek nitelikte. Havuzlar şehitliği ve Sfenksin önündeki çalışmalar da cabası. Bu siteden defalarca yazdık, söyledik. Çanakkale Muharebe Alanları inşaat alanı değil. Şehitlik ve yol çalışması diye doğal ve tarihi dokuya zarar veriliyor. Fotoğraflara bakarken içim burkuldu. Bizim canımız önemli değil. Mübarek, aziz Çanakkale şehitlerimizin ruhu dozer paletleriyle acıyor.

Fatih’te Hava Şehitleri Anıtı (Önder Kaya)

Doğma büyüme Fatih-Aksaraylı biri olarak çocukluğumdan itibaren semtin tarihî belediye binasının önündeki parkın ortasında, bitmemiş gibi duran anıtın önünden defalarca gelip geçtiğimi bilirim. Sonraları tarihe merak saldığımda anıtın, Hava Şehitleri Abidesi olduğunu öğrendim. 2007 yılında Şam’a gittiğimde ise şehrin sembollerinden biri olan Selahaddin Eyyubi türbesinin hemen bitişiğinde, üzerine al renkli hilal ve yıldızın işlendiği üç adet mermer mezar taşını görünce hafızamda, Fatih’teki anıtla Şam’daki bu mekan kesişiverdi. Her ne kadar mezar taşlarının üzeri Arapça yazılmış olsa da, kaidelerinde Türkçe olarak soldan sağa Üsteğmen Nuri 8 Mart 1914, Yüzbaşı Fethi 3 Mart 1914 ve Üsteğmen Sadık 3 Mart 1914 ibareleri okunabilmekteydi. Çocukluğumun geçtiği Fatih semtindeki abide dikilmesine sebep olan üç Türk pilotu, burada koyun koyuna yatıyorlardı.

Birinci Dünya Savaşı’nda Almanya’nın İslam Stratejisi – Kadir Kon ( Tuncay Yılmazer )

1914’te birkaç Avrupa ülkesi arasında başlayan çatışmaları tüm dünyaya yayan, tüm ülkelerin geleceğe yönelik planlarını diplomatların çekmecelerinden çıkaran olay Osmanlı İmparatorluğu’nun bizzat savaşa katılmasıydı. O dönemde bağımsız kalabilmiş birkaç Müslüman ülkesinden biri olan Halife’nin ülkesinin savaşta alacağı tavır, bünyelerinde milyonlarca Müslüman barındıran Britanya İmparatorluğu, Fransa ve Rus Çarlığı’nı yakından ilgilendiriyordu. Almanya da daha savaştan çok önceleri İtilaf devletlerinin Müslüman popülasyonunun savaş durumunda “sorun” olacağının bilincindeydi.
İTÜ Öğretim Üyesi Kadir Kon “Birinci Dünya Savaşı’nda Almanya’nın İslam Stratejisi” adlı çalışmasında Alman İmparatorluğu’nun Birinci Dünya Savaşı’nda İslam dünyasına yönelik stratejisini, bu politikanın altyapısını oluşturan özellikle sivil kişi ve kuruluşları inceliyor, o dönemin Türk-Alman diplomatik ilişkilerinin az bilinen bir yönüne ışık tutuyor. Söz konusu kitap Birinci Dünya Savaşı’nın 100. Yıldönümü yaklaşırken yapılmış en nitelikli çalışmalar arasında yerini almaya hazır duruyor. İçerdiği çok sayıda orijinal bilgi ve belgeyle konuyla ilgilenenlerin mutlaka edinmesi gereken kaynak bir eser. (T.Y)

ARMAGEDDON’A DOÐRU ADIM ADIM… General Allenby, Osmanlı Ordusu’nu Filistin’de Nasıl Yok Etti? (Tuncay Yılmazer)

Unutulmaması gereken şudur. Allenby ne kadar stratejik deha olursa olsun karşısındaki Osmanlı Ordusu’nun da gerek nicelik gerekse nitelik olarak çok kötü durumda olduğu ortadadır. Osmanlı Ordusu bir ara toparlandığı Nisan 1918’de Şeria Muharebelerinde Allenby’nin kuvvetlerini yenebilmişti. Türk tarihinin en ağır mağlubiyetlerinden biri olan Nablus (Megiddo) Muharebesi’nin kaybedilmesinin Erickson’a göre 3 temel nedeni vardır: Birincisi Stratejik düzeyde arazi Kafkas ve Çanakkale cephelerine göre daha uygundu. Harekât düzeyinde Allenby’nin kolordu büyüklüğündeki birlikleri aldatma ve yığınak amacıyla muharebe alanında kaydırmasına yeterli mesafeler bulunuyordu. Allenby sayesinde 1917-1918 yıllarında İngiliz Ordusu temel muharebe alanı düzeyindeki taktik tekniklerde muazzam ilerlemeler sağlamıştı. Harp tarihçisi Fahri Belen “Orduları birbirine denk cephelere yaymak suretiyle her deliği kapamak isteyen zihniyet neticesinde, düşman herhangi bir yerde kuracağı ağırlık merkezi ile cepheyi istediği yerden yarabilecek durumda idi.” diye yazar. Türk savunması daha esnek olabilseydi bu kadar çabuk bir şekilde dağılma olmayabilirdi, Gazze’de olduğu gibi düzenli bir ricat tümen seviyesindeki kuruluşların topyekün imhasını önleyebilirdi. Yukarıdaki düşüncelere ek olarak Osmanlı Genelkurmayı’nın Filistin’den gelen tehlikenin büyüklüğünü takdir edemediğini, Rusya’nın devrim sonucu yıkılması ve Bakü yolunun açılması Azerbeycan’la bir nevi “Anschluss” rüyalarının doğmasına neden olduğunu düşünüyorum. Liman von Sanders’in “emrimdeki subay kadrosu eksiliyor, subaylar daha yüksek ücretlerle Kafkas cephesine gönderiliyor” yakınması boşa değildi.

Derinlerden Yansımalar: Çanakkale Savaşı Batıkları (Mithat Atabay, Okan Taktak, Savaş Karakaş, Selçuk Kolay)

Dünyanın en önemli deniz savaşlarından olan Çanakkale Deniz Savaşları’nda batan gemiler son teknoloji ile incelenerek kitap haline getirildi. Ayhan Şahenk Vakfı ve Koç Vakfı’nın desteğiyle 2 yıl süren sualtı çalışmalarıyla görüntülenen 33 batık gemiler sualtında görüntülenirken sonarlarla 3 boyutlu olarak çizildi.
Tarihin tanıkları savaşı anlatıyor. Derinlerden Yansımalar- Çanakkale Savaşı Batıkları adlı kitap görsel zenginliğinin yanı sıra; savaşlardan sağ kurtulanların anlatımlarıyla da dikkat çekiyor. (Tanıtım Bülteninden)

Zığındere Vadisinden Geçecek Yol Tarihi Tahrip Edecektir! (Tuncay Yılmazer)

Gelibolu yarımadası tarihi ve doğal dokunun birleştiği eşsiz bir yerdir. Dolayısıyla bölgede yapılacak her türlü projeyle tarihi-doğal dokuya zarar verme riski vardır. Haintepe’nin yol genişletme çalışmaları sırasında yarıya yakınının traşlanması, Anzak Koyu’nun orijinalliğinin bozulması ne yazıkki acı örnekleri de mevcuttur. Bu nedenle 100. Yıl yaklaşırken proje önerilerini büyük bir hassasiyetle ele almak gerekmektedir. Son günlerde bölgede dedikodusu dolaşan Zığındere bölgesine yapılması düşünülen yol projesi gerçekleştiği takdirde bölgeye büyük zarar verecektir. Nuri Yamut Anıtı’nın etrafında bugüne kadar yapılan anlamsız otopark ve yol düzenlemeleri zaten yeterince zarar vermiştir. Savaş zamanından kalma krater de kaybolmuştur!

Ağadere’ye Sahip Çık (Murat Sayar)

Bugün İstanbul’un fethini panoramik olarak ziyaretçilere anlatmak için yapılmış bir “Panoramik Müze” olan Panorama 1453 müzesinin benzeri de geçmişte hastane olan bugün ise binlerce şehidimizin yattığı bu alana yani Ağadere mevkiine yapılmak istenmektedir.
“Çanakkale 1915” isimli panoramik müzenin yapılmasının sağlayacağı diğer birçok katkısını da bilmekteyim. Lakin bu büyük yapının ve beton blokların bu aziz şehitlerimizin yani kahraman Mehmetçiğimizin medfun olduğu, genel itibariyle geçmişte bir hastane ve bugün büyük bir şehitliğin üzerine yapılması bu yapının getireceği maddi ve manevi faydadan daha fazla manevi huzurumuza zarar verecek, şehitlerimizin aziz ruhlarına büyük bir saygısızlık olacağı kanaatindeyim.

Bir Günah Keçisi Öyküsü , 6 Ağustos 1915 Anafartalar Çıkarması’nın Asıl Amacı Neydi? ( Tuncay Yılmazer )

Çanakkale Savaşı’nın Anafartalar Çıkarması bölümüne tarihçiler Başkomutan Hamilton’un ve kurmay subayı Aspinall’in de ifadeleriyle kaçırılmış fırsat olarak bakmışlardır. Öyle ki harekatın başarısızlığının tüm sorumluluğu Anafartalar çıkarmasını icra eden 9. Kolordu komutanı General Stopford’un üzerine yığılmıştır. Oysa Anafartalar körfezine çıkarma yapan General Stopford komutasındaki 9. Kolordu kurmayları kendilerine verilen emrin Anzak bölgesinde yapılacak harekata yardım ve güvenli bir üs bölgesi oluşturmak olduğunu belirtmişlerdi. Bunun içinde bir hayli haklı nedenleri vardı. Bu yazımda Çanakkale Savaşı’nın en önemli harekatlarından 6 Ağustos 1915’te İngiliz 9. Kolordu birliklerinin icra ettiği Anafartalar Çıkarması’nın hedeflerini ilgili literatür ışığında tartışmaya açmak istedim.