GELİBOLU’YU ANLAMAK

Sadece Bir Emir Kipi…İsrail’i Kur! – Wladimir Jabotisnky ( Çev. Atilla Aşçı )

I Dünya Savaşı’na Osmanlı Devleti’nin girmesiyle Siyonistler bekledikleri fırsatın gelmiş olduğunu hissettiler. Jabotinsky ve arkadaşlarına göre vadedilmiş topraklarda İsrail Devleti’nin kurulabilmesi için savaşa katılmaları şarttı. İngiltere’ye müracatla Yahudilerin onların safında savaşa hazır olduklarını bildirdiler ve önce Çanakkale sonra da Filistin Cephesi’nde Osmanlı’ya karşı İngiliz ordusunda savaştılar. Bu kitapta Jabotinsky’nin kendi kaleminden Osmanlı’nın durumu ve geleceği hakkındaki ilginç tespitlerini; Siyonizm hakkındaki görüşlerini ve hedefleri uğruna ne tür çabalarda bulunduklarını; Filistin Cephesi’nde yaşananları bir de karşı tarafın gözünden görebileceksiniz:
“Daha 1909’da, Jöntürklerin hüküm sürdüğü İstanbul’da, kulis arkasında dört Siyonist gazetenin redaksiyonunu yaparken, kesin fikrim oluşmuştu; Türklerin hakim olduğu yerde güneş görünmez ve ot bitmezdi. Siyonizmin tek umudu, Türk İmparatorluğu’nun yıkılması idi. Almanya’nın savaşta yenilebileceğini göremedim; demek ki bir gazeteci peygamber olamıyormuş. Ama Avusturya ve Türkiye’nin savaş sonucunda bedel ödeyeceği konusunda en ufak bir şüphem yoktu. “

Balkan Harbi – Trakya Seferi Kitabını Yeniden Hatırlamak (Şahin Aldoğan, Selim Meriç)

Askeri tarihçi Edward Erickson’un 2013 yılında İş Bankası Kültür Yayınlarından çıkan Balkan Harbi’yle ilgili değerli eleştirel analizler içeren kitabının, Büyük Hezimet, ilk söz bölümünde (XIX- XX) sayfalarında aynen kendi anlatımıyla; “O muharebelerin üzerinden geçen seksen sekiz yılda Osmanlı yenilgisinin özgün nedenlerini inceleyen hiç bir eleştirel analiz yapılmadı. Elinizdeki kitap, Ekim 1912’den Temmuz 1913’e değin Osmanlı ordusunun harekatını inceleyerek bu boşluğu doldurmayı amaçlıyor….” ifadesi bulunmakta. Ancak Türk Askeri tarihçisi Kurmay Yarbay Mehmet Nihat Bey’in adına ve eserlerine seçilmiş kaynakçalarda ve notlar bölümünde rastlamamaktayız. Ancak Erickson kitabının kaynakçasında, Makedonya Harekatını konu alan V. bölümünde 487. sayfasında 31 nolu notta Sayın Mareşal Fevzi Çakmak’a atıfta bulunmuş, bu da tek tesellimiz olmuştur. Sayın Erickson’un Genelkurmay Başkanlığının güncellenmiş Balkan Harbiyle ilgili yayınlarından sık sık alıntı yapması, dolaylı olarak onun Bursalı Mehmet Nihat Bey eserlerinden yararlanma olanaklarını kendilerine sunmuştur. Çünkü bu konuyu elen alan tüm Genelkurmay kaynaklı eserlerin kaynakça bölümlerinde Mehmet Nihat ‘ın adını görmekteyiz. Onlarca örnekten bir tanesini okuyucularımıza sunuyoruz: TSK. Tarihi Osmanlı Devri Balkan Harbi 2. Cilt 2. Kısım 2. Kitap Şark Ordusu 2. Çatalca Muharebesi Şarköy Çıkarması Biblioğrafya ( 32. sırada) Mehmet Nihat Balkan Harbinde Çatalca Muharebeleri.
Sayın Erickson’u değerli kitabından dolayı kutlarken, bu konuda ondan evvel yazılmış iki değerli eseri ve yazarlarını da hatırlayarak ve hatırlatarak bir nebze de olsa vefa borcumuzu ödemeye çalıştık.

Birinci Dünya Savaşı’nın Yüzüncü Yılında Savaşa Dair Önemli Bir Eser: “GRİFF NACH DER WELTMACHT: Die Kriegszielpolitik des kaiserlichen Deutschland 1914/1918” Kadir Kon

Almanlar 1960’lardan itibaren Birinci Dünya Savaşı’nın sebepleri daha geniş bir perspektiften, daha derinlemesine incelenmeye ve “Urkatastrophe”nin sosyal ve ekonomik alt yapısı araştırmaların merkezine alınmaya başlamışlardır. Bu yönde yapılan tarih çalışmalarından ilki ve çığır açıcı özelliğe sahip olanı Fritz Fischer’in (1908-1999) ilk baskısı 1961 yılında yapılan “Griff nach der Weltmacht. Die Kriegszielpolitik des kaiserlichen Deutschland 1914/18 [Dünya Gücü Olmaya Uzanma: İmparatorluk Almanya’sının Savaş Hedefleri Politikası 1914/18]” adlı eseridir. Almanca’da bir çok baskısı yapılan Fischer’in kitabı dünyada da geniş yankı uyandırmış ve İngilizce, Fransızca, İtalyanca ve Japonca gibi belli başlı dillere çevrilmiştir. Ancak ne yazık ki bu eser ilk çıktığı 1961 yılından bu güne elli yıldan fazla zaman geçmesine rağmen hala Türkçe’ye çevrilmemiştir. Fransız tarihçi Jaquez Droz, Fischer’in kitabı için “sadece tarih yazmamış, aynı zamanda tarih yapmış” ifadesini kullanmıştır. Türkiye’de hala Birinci Dünya Savaşı konusunda telif eserler meydana getirme konusunda çok yetersiz kalındığı göz önüne alınırsa, böylesine önemli bir çalışmanın bugüne kadar Türk okuyucusunun istifadesine sunulmamış olmasını büyük bir eksiklik olarak görmek gerekir.

Şehit Teğmen İbrahim Naci’den Çanakkale’de tarihin betonlaşmasına… 2013 Yılının muhasebesi ( Tuncay Yılmazer )

Bir yılı daha geride bıraktık. 2013 yılında da Çanakkale Savaşı ve günümüze yansımaları ile ilgili haber ve makaleleri okurlarımızla paylaşmaya çalıştık. İşte Şehit İbrahim Naci Bey’in Çanakkale Savaşı günlüğünden Çanakkale’de betonlaşma tartışmalarına, İntihal polemiklerinden bu yıl yayınlanan nitelikli çalışmalara ve NTV Tarih dergisinin kapanmasına kadar 2013 yılının bizim nazarımızda muhasebesi…

Çanakkale Muharebelerinde 57. Alay ile 27. Alay Arasındaki Rekabete Dair Anekdot (Serdar Halis Ataksor)

Elimizdeki raporlarda gördüğümüz önemli diğer bir husus ise, her iki Alayımız arasındaki tatlı rekabet diyebileceğimiz öne geçme hırsı ve azmidir. Halis Beyin düşmandan geri aldığı 57 alay siperlerini bir ilmuhaber ile tescil ettirmesi ve bunu belki de muharebeler esnasında 57 alaya karşı bir üstünlük vesikası olarak imzalatması iki alay arasındaki tatlı rekabetin en somut delili olması açısından fevkalade önemlidir Sadece bu hırs dahi, Arıburnu cephesinde düşmana karşı sağlam bir duruşun olduğunu göstermektedir. Lakin Genel kurmay tarafından hazırlanan Çanakkale cephesi harekatı adlı kitap’ın 565 inci sayfasında söz konusu hadiseler anlatılırken ‘’Halis Bey’in bir ilmuhaber karşılığında düşmandan geri alınan 57 alay siperlerini yine 57 alaya teslim ettiğinden’’ herhalde lüzumsuz görülmüş olmalıdır ki hiç bahsedilmemiş olup; ve yine sayfa 569 da Düztepe’den Tümen emri olarak Mustafa Kemal tarafından yazılan emir’de söz konusu 31 ve 32 numaralı 57 alay siperlerinin düşmandan 27 ve 57 alayların müşterek taarruzları sonucunda alındığı söylenmektedir. Oysa ki, resmi harp ceridesinde bu siperlerin 27. alayın kahraman nefer ve subayları tarafından alındığı belirtilmektedir. (S.H.A.)

Gelibolu Başından Sonuna Kadar Felaket Bir Hataydı! Askeri Tarihçi Peter Hart ile Söyleşi – M. Onur Yurdal (Çev. M.O Yurdal-K. Kabadayı)

Çanakkale Savaşı başta olmak üzere Birinci Dünya Savaşı konusunda önde gelen askeri tarihçilerden biri olan Peter Hart , Türk basınında ilk kez Gelibolu’yu Anlamak sitesine konuştu. 1981 yılından bu yana İngiltere Kraliyet Savaş Müzesinde (IWM) sözel tarihçi olarak çalışan Peter Hart’ı okurlarımız Nigel Steel ile birlikte hazırladığı Türkçeye Yenilginin Destanı- Gelibolu adıyla çevrilen “Defeat at Gallipoli” adlı kitabıyla hatırlayacaklardır. Hart söyleşisinde Gelibolu harekatının başından sonuna kadar felaket bir hata olduğunun altını çiziyor, savunulabilir amaçlardan yoksun olduğunu belirtiyor. Hart, İngiliz muhariplerin hatıratında çok rastlanan, muharebe alanında Türk birliklerini şeytanca yöneten bir güç olarak Alman subaylar efsanesine, onların çok az sayıda olduğuna bakarak düpedüz bir safsata diyor. 100.yıl konusundaki sorumuzu “Cihan Harbi ve Gelibolu’nun kutlanmak veya anılmaktan ziyade üzerinde çalışılması ve anlaşılması gereken tarihi olaylar olarak muamele görmesini tercih ederim. Yüzüncü yıllar hastalıklı bir duygusallık için sadece bir mazeret oluşturur, ilgili olay bakımından keyfi sayıda yıl olmaktan öte anlam taşımazlar.” diye yanıtlıyor. Söz konusu söyleşiyi M. Onur Yurdal gerçekleştirdi. Çevirisini M. Onur Yurdal ve Kayıhan Kabadayı yaptı.