GELİBOLU’YU ANLAMAK

Şehit Teğmen İbrahim Naci’nin Günlüğü’nden Çanakkale Muharebeleri Konulu Panel

“Allahaısmarladık: Çanakkale Savaşı’nda Bir Şehidin Günlüğü” adlı 98 yıl sonra neşri yapılan Şehit Teğmen İbrahim Naci’nin muharebeler sırasında 29 gün boyunca tuttuğu günlüğünün tanıtımı çerçevesinde Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü ile Orman Bölge Müdürlüğü’nün ortaklaşa düzenlediği panel 14 Mart 2013 Perşembe günü gerçekleşecektir. ( Oturum Başkanı: Doç. Dr. Muhammet Erat Konuşmacılar: Yrd.Doç.Dr. Lokman Erdemir, Muzaffer Albayrak, Tuncay Yılmazer )

NTV Tarih’te Şehit Teğmen İbrahim Naci Bey Dosyası

Geçtiğimiz yıl Seyit Ahmet Sılay ile bir telefon görüşmemizde bana eline bir günlük geçtiğinden bahsetmişti. Şimdiye kadarkilerden farklı bir günlüktü anlattığı…Deyim yerindeyse günlük sahibi neredeyse canlı canlı yaşadıklarını kaydetmiş , şehit olmadan hemen önce Allah’a ısmarladık diye not düşmüştü. Daha sonra bölük yüzbaşısının eline geçen günlük bir süre sonra onun da şehit olmasıyla tabur imamı tarafından İstanbul’daki ailesine ulaştırılacaktı. Seyit Bey’in telefondaki heyecanı o kadar belli oluyordu ki…
Allah’a şükürler olsun ki şehit teğmenin en büyük endişesi olan “unutulup gitmek korkusu” 98 yıl sonra gideriliyor. Teğmen İbrahim Naci’nin Çanakkale Savaşı sırasında tuttuğu günlük , Yeditepe Yayınevi aracılığıyla Mart Ayı içerisinde günümüz okuyucusuyla buluşuyor. Seyit Ahmet Sılay’ın koleksiyonunda olan günlüğü günümüz Türkçesine Lokman Erdemir çevirdi. Muzaffer Albayrak düzeltmeleri yaptı. NTV Tarih dergisi 50. Sayısına söz konusu günlüğü kapak yapmış, 18 sayfalık bir dosya konusu halinde işlemiş. Muzaffer Albayrak Çanakkale Kara Muharebelerini günlükle paralel çarpıcı anekdotlarla anlatırken , Seyit Ahmet Sılay günlüğün eline geçiş öyküsünü ve sonrasını yazıyor.

Muhteşem Yüzyıl Tartışmaları ( Enver Gülşen )

Sinema tarihi, geçmişte yaşanmış ya da yaşandığı iddia edilen tarihi olaylarla ilgili yapılmış filmler üzerine tartışmalarla doludur. “Tarihi gerçekliklerin” düzgün aktarılması ya da çarpıtılması meselesi, tarihi filmler üzerinden yapılan tartışmaların ana eksenini belirlemiştir. Ancak konuyu, filmler veya diziler üzerinden tarihin anlatılması meselesine getirdiğimizde, asıl önemli noktalar çoğunlukla gözden kaçırılır.
… Özellikle Hollywood ve onun yönlendiriciliğindeki Batı sinemaları ile dizi sektörünün tarihi ele alışındaki sorun bambaşka yerdedir. Hollywood ve onun “ilkesini” belirlediği diğer ülke sinemaları ile dizi sektörlerindeki tarihi ele alış biçimini, liberal tartışmaların yüzeyselliğinden uzaklaştırmazsak asıl meseleyi göz ardı etmiş oluruz. Nasıl ki Efendimiz (s.a.) ile ilgili karikatür ya da film tartışmalarında, meseleyi, karşısındakinin tüm duruşunu, sansürün olup olmaması gerektiği üzerine bir fikir serdetmeye indirgeyen liberal tartışma yüzeyselliğine kapılmak, bizi konunun can alıcı noktasından uzaklaştırmışsa; Muhteşem Yüzyıl dizisi üzerine yürütülen tartışmaları bu eksene kaydırmak asıl odağın unutulması anlamına gelecektir. (E.G)

Çanakkale Muharebeleri’nde Kahraman Bir Hemşire: Safiye Hüseyin Elbi Konferansı

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Atatürk ve Çanakkale Savaşlarını Araştırma Merkezi (AÇASAM) ile Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü tarafından “Çanakkale Muharebeleri’nde Kahraman Bir Hemşire: Safiye Hüseyin Elbi” adlı konferansı düzenlenecektir. Konferans, Troya Kültür Merkezi’nde 19 Şubat 2013 tarihinde saat 14.00’de İsmail Bilgin’in katılımı ile gerçekleşecektir.

Nargin Sarıkamış-Kafkas Cephesi Esirlerinin Dramı – Akif Aşırlı (Yay. Haz. Prof.Dr. Bingür Sönmez)

Birinci Dünya Savaşı’nda on bir ayrı cephede savaşmak durumunda kalan Osmanlı Ordusu, yüz binlerce şehit ve yaralının yanı sıra çok sayıda esir de vermişti. Sarıkamış Harekâtı başta olmak üzere, 1917 yılı sonlarına kadar Kafkasya Cephesi’nde Ruslarla yapılan savaşlar sırasında tutsak düşen Türkler, Rus Çarlığı’nın çeşitli bölgelerindeki esir kamplarına dağıtıldılar. Her an 10-15 bin esirin tutulduğu Hazar Denizi’ndeki Nargin adası da bu kamplardan biriydi. Bu küçük adada tutulanlar yalnız askerler değildi. Rusların işgal ettiği Anadolu topraklarında tutsak edilen siviller de buraya yerleştiriliyordu.
Elinizdeki eser, 1915-1918 yılları arası yaşanan ve tarihin karanlık sayfaları içinde kalan bu konuyu dönemin arşiv belgeleri, basını ve anılarına dayanarak ele almaktadır. (BS)

Prof. Dr. Vahdettin Engin’in ‘Asayiş’ adlı eseri kitapçılarda…

Sultan II. Abdülhamid döneminin en çok konuşulan konularından biridir iç güvenlik. Sultan, 33 yıllık iktidarı süresince dış politikaya verdiği önem kadar iç politikaya da hassasiyetle ilgi göstermiş, birçok olaya yerinde ve zamanında müdahalade bulunmuştu. Onun bu hassasiyeti hem ülke içinde hem de ülke dışında hep eleştirilerin odağı haline gelmekten kurtulamamıştı. Peki neler yapmıştı II. Abdülhamid? Gündelik hayatın akışı içerisinde ulusal güvenlik adına ne tür kararlar almıştı? İrili ufaklı olaylar karşısında nasıl tavırlar gösteriyordu? Vahdettin Engin’in Yeditepe Yayınları’ndan çıkan Asayiş adlı kitabı tüm bu soruları belgeleriyle yanıtlıyor.

Sör Siyonist , İngiltere’den Filistin’e Toprak Kavgası -Çiğdem Bayraktar Ör ( Prof. Dr. Vahdettin Engin )

Çiğdem Bayraktar Ör, Osmanlı İmparatorluğu’nda II. Abdülhamid’in iktidar yıllarına denk gelen Filistin meselesi ve Siyonizm ekseninde yaşanan gelişmeleri İngiliz basınını temel almak suretiyle inceledi. İngilizlerin meseleye bakış açılarını irdeledi. İngiltere’nin Siyonizm’i sahiplenmesi Yahudilere duydukları şefkatten mi kaynaklanıyordu? Yoksa İngiltere onların Britanya yarımadasından uzakta olmalarını tercih ettiği için mi Siyonizm’i destekliyordu? Ya da, eninde sonunda Orta Doğu’ya yerleşme hedeflerine sahip bir ülke olarak, bölgedeki Arap halkının tepkisini kendi üzerine çekmek yerine, Filistin’de kurulacak bir Yahudi devletinin kurulmasına ön ayak olarak, bu tepkinin doğrudan İsrail’e yönelmesini mi tercih ederdi?
Çiğdem Bayraktar Ör kitabında bu konulara açıklık getiriyor. İngiliz politikasının Filistin meselesinde oynadığı rolü ortaya koyuyor. Zahmetli bir uğraşın sonucu olarak hazırlandığına bizzat şahit olduğum bu kitabından dolayı Çiğdem Bayraktar Ör’ü kutluyorum. Kitap, Siyonizm ve Filistin meselesine ilgi duyanlar için önemli bir kaynak niteliği taşımaktadır.
( Prof. Dr. Vahdettin Engin )

100. Yılında Balkan Savaşı ve Bâbıâli Baskını (Muzaffer Albayrak)

Osmanlı Devleti’nin itibarını yerle bir edecek şekilde mağlup olup Balkanlardan çekilmesine, yüz binlerce Müslüman’ın yerini yurdunu terk edip muhacir olmasına, yine yüz binlercesinin can ve malına taarruz edilmesine, namusunun, ırzının ayaklar altına alınmasına sebep olan Balkan Savaşı’nın ağır sonuçları, lâyıkıyla masaya yatırılıp, ciddi bir muhasebesi ve muhakemesi maalesef yapıl(a)mamıştır. Savaşın kaybedilmesinde siyasî ve askerî yönden suçlu ve sorumlu bulunanlar, gafleti hatta ihaneti görülenler yargılanıp hesap vermemiştir. Balkan Savaşı’ndan sonra kurulan göstermelik “özel divan-ı harpler”, savaşın komuta kademesinden -İttihat ve Terakki’ye muhalifliği bilinen- bazı kişileri yargılayıp emekliye sevk etmekle yetinmiştir.

Balkan Savaşı’nda alınan bu utanç verici mağlubiyeti hazırlayan pek çok sebep vardır. Burada bu sebeplerden bazılarına; karşılıklı suçlama ve tartışmalara neden olan, birilerinin itham edilmesine vesile kılınan, savaşın mukadderatına doğrudan tesir edenlerine değineceğiz. Bununla birlikte, zamanın iktidar mücadeleleri gereği, muhaliflerin karşılıklı olarak birbirlerine karşı yürüttükleri kampanyalar ve propagandaların bir parçası olarak uyguladıkları dezenformasyonun yıllarca ciddi tarih kitaplarında yer almış olanlarına değinerek aslında ne olduğuna bakacağız. (M.A) (Bu yazı NTV Tarih Dergisi Ekim 2012, Sayı: 45’te yayınlanan makalenin genişletilmiş halidir.)